Makale Detay:
 


Günümüz insanının yaşam koşullarının sürekliliği için iki ana etmen: Beslenme ve Sağlık…



Her hangi birinin eksikliği veya yetersizliğinin neden olduğu sonuç, hayatın sonlanmasına ya da sorunlu yaşanmasına sebep olan etkileri bünyesinde taşımakta.



Organik yapımız ve fiziki özelliklerimiz, yaşam dönemlerini ve evrelerini beslenmenin içeriği olan dengeli su ve yiyecek oranlarının bedene yüklenmesiyle anlam kazanan bir mekanik işleyişe sahiptir. Dengeli beslenmenin yanında organların sağlam ve işler halde olması için sağlıklı bir düzeni gerektiren ruh ve beden dengesi de kendi varlığını ortaya koyar.



İnsanlar sınırsız ihtiyaç sahibi varlık olarak beslenme kültürünün ana karakterini oluşturur. Beslenme zincirinin gelişim uzantısı olarak her türlü imkânı önünde bulan insan, modern dünyanın getirisi olan suni hastalıkların da kapısını aralayan donanımlarını canlandırmanın talihsizliğini de yaşamaya başlamış durumda.



Aşırı beslenme ve bedene aşırı yüklenmenin getirdiği yapay hastalıklar yüzünden acı çeker hale geldik.



Doğal hastalıklar ve insan organlarının işlevselliğini yitirmesinden kaynaklanan hastalıklara ek olarak kirlenmenin, besin düzensizliğinin sebep olduğu, bir bakıma insan ihtiyacına cevap amaçlı üretilen ürünlerin sağlıksız olmasından dolayı kendi hastalıklarımızı ortaya çıkarmaya başladık.



Bir de bedene aşırı yüklenmenin getirdiği hastalıkları düşünelim. Hem stres kaynaklı hem de aşırı yiyecek-içecek tüketiminin neden olduğu organizma ile alakalı tahribatların nedenselliğini sorgulamayı becerebilmek gerekiyor.



Her şey dengeli olmalı. İnsan bedeniyle, psikolojisiyle, ilişkileri ve yaşam alanlarındaki varlığıyla denge unsurunun varlığına fazlasıyla ihtiyaç duymakta.



Beslenme, tanım olarak “Organizmanın varlığını sürdürmek ve canlılığını kazanmak amacıyla, yiyecek ve içecek unsurlarını bedenine yeterli miktarda almak için giriştiği faaliyetlerin genel adıdır” tanımına sahiptir.



Hayati öneminin ortaya koyduğu manzara, beslenme ve sağlık olgularının insan için sürekli olmazsa olmazı ilkesiyle zorunluluklar üzerine kurulu olduğudur. Olay beslenme ve onun neticesi sağlık temeline dayanıyorsa, karşımıza çıkan ikinci aşama haliyle alınan besin zincirinin ne kadar temiz ve güvenirli olduğudur. Çünkü kırsal hayatın doğal ve organik ürünlerinin yerini gelişim ve teknolojiyle beraber yapay yiyecek ve içecekler almaya başlamış durumda.



Tüketim üzerine kurulu besin zincirimizin çoğu fabrikalarda ve üretim merkezlerinde elde edilen yiyecek-içeceklerin önümüze serilmesiyle oluşan bir ihtiyaç kategorisini kabullenmenin sınırlarındayız. Hazır ve yapma yiyecek-içecekler sayesinde GDO’ lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ürünlerin de katkısıyla suni beslenmenin yıkıntılarını hisseder olduk.



Gerek GDO’ lu gıdalar gerekse üretim merkezlerinde sağlanan gıdalar açısından yeterli sağlık imkânları olmadan girişilen üretim faaliyetlerinin önümüze serilen unsurlarını farkında olmadan tüketiyor olmamız, art niyet ardına gizlenen aç gözlü insanların kazançlarını katlayan etkenleri doğrur.



Suni besin-gıdaların yanında bir de temiz olmayan (helal gıda özelliği taşımayan) ürünlerden dolayı sağlık olgusunun yapay hastalıklarını toplumsal hayatla orantılamanın ezikliğini duyuyoruz.



Örneğin merdiven altı üretim merkezlerinde piyasaya sürülmeye çalışılan ve insan sağlığını ölümcül tehlikelere atan gıdaların kullanımının insan organizmasına verdiği zararları sorgulayalım. Ne yazık ki, vicdan ve izan özelliklerini yitiren bir kısım insan grubunun kazanç uğruna sağlığımızla oynamaya kendilerini haklı görmeleri, kaybedilen değerlerin işareti olmakta.



Temiz ve sağlıklı ürünlerin pahallılığı ile ucuz ve kalitesiz (sağlıksız) ürünlerin kullanımı konusunda iki arada bir derede kalanların tercihi bir yana, hem marka ve etiket hem de pahallı olan gıdalara verilen paraların, çakma ürünlere gitmesi doğrusu acıları da beraberinde getiriyor.



Temiz, kaliteli ve helal diye ödenen yüksek paralara karşılık, alınan kalitesiz ve sağlıksız gıdaların yarattığı hastalıklar ve tahribatların hesabını kime sormak gerekiyor. Resmi kanallar bir yana, hakikaten insan olarak toplumsal bilinç hailinin hassas uyumluluğu konusunda problemler yaşıyoruz. İnsan hayatı ile oynamak kolay olmamalı, basit gelmemeli.



Yapılması gereken marka gıdaların tercihinde hassas davranıp, sağlıklı ürünler konusunda paraya acımamak… Alınan ürünlerin kullanım tarihi ve ürünlerin tazeliği noktasında etiketlerini kontrol etmek… Günü geçmiş ve şüpheli ürünlerin alınmasından vazgeçilerek, fiyatı düşük diye sağlıklı olmayan gıdaları satın alma düşüncesinden uzaklaşmak ilke edinilmelidir.



 



Sadece gıdalarda değil, giyim ve malzeme sektöründe de ürün kalitesinin kontrolünün yapılması kazan elde edilmesinde yardımcı olmaktadır. Çakma ürünlere yüksek paralar ödemek, bilinçsiz tüketici modelinde enayi yerine konan gruplar pozisyonunu doğurmaktadır.

Misafir Avatar
İsim
E-Posta
Başlık
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.