İŞTE O MUHTEŞEM DOĞUM…! (2)
Yukarı
İŞTE O  MUHTEŞEM DOĞUM…! (2)
SABAHATTİN HAMİDİ

İŞTE O MUHTEŞEM DOĞUM…! (2)

Bu içerik 560 kez okundu.

  Tüm övgü ve takdirler âlemlerin sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Kâinatın efendisi Hz Muhammed s.a.v’me olsun.

  Değerli Okurlar; Efendimiz sav’in doğumu münasebetiyle ilkyazımızda Arabistan’ın ve Mekke şehrinin genel durumuyla ilgili bazı bilgileri paylaştık. Şimdi kısada olsa efendimizin doğumu ve hayatı ile ilgili birkaç bilgiyi paylaşalım inş.

     Hz Muhammed a.s, Miladi 7.yy başında,571 yılında, fil vakası senesinde, Rebiulevvel ayının 12 sin de,11'ni 12’e bağlayan gece de o mübarek elçi Mekke’de yeryüzüne geldi.

  Annesinin ismi Amine, Babası Abdullah’tır. Doğmadan 6 ay önce babası Abdullah’ı kaybetmiş. Doğduktan 6 yıl sonrada annesini kaybetmiştir. Dedesi Abdulmuttalip kendisine bakmaya başlamış kısa bir süre sonrada oda rahmet etmiştir. Dedesinden sonra amcası Ebu Talip kendisine bakmaya başlamıştır. Amcasına katkı olsun diye çobanlık yapmıştır. 10 yaşından itibaren Amcasının kervanıyla ticaret yapmaya başlamıştır.

   25 Yaşında ise, üstün vasıflarından dolayı validemiz Hz Hatice’nin teklifi üzerine kendisiyle evlenmiştir.35 yaşından sonra sürekli Hira mağarasına gider ve orada i’tikafa girerdi. Allah’ı zikredip, ibadet ederdi. İşte böyle bir günde, tüm dünyayı yerinden sarsacak, eskimiş cahili adetleri ve gelenekleri yerle bir edecek, hakkı üstün tutacak, insanlığa nur, ışık ve kurtarıcı olacak bir dinin mesajlarını ileterek, kendisini Hatemünnebiyyin olarak seçecek rabbinin ilk emirleri geliyordu. ”Yaratan Rabbinin adıyla oku!.." İle devam eden, Alak süresinin ilk 5 ayeti iniyordu.

    Nübüvvetin 3. Gizlilik yılında inen ayetlerden sonra "Ve ailen, komşuların, arkadaşların başta olmak üzere en yakın akrabalarından başlayarak, ulaşabildiğin bütün insanları Kur’an ile uyar.” (şuara,224).   ayetiyle aşikar ettiği yüce dini, o zor şartlar altında, küfrün ve şirkin ayyuka çıktığı, Müslümanım diyenin, ben Muhammed'çiyim diyenin, başına gelmeyen haksızlık, zulüm ve işkencelerin kalmadığı dönemde davasına kararlılıkla devam ediyordu. Denenebilecek tüm caydırıcı yöntemleri denemelerine rağmen, o dağlardan daha güçlü ve daha dayanıklı Müslümanların imanlarında en ufak bir tereddüt, cayma ve pişmanlık olmamıştır. Bilakis artmıştır.

  Ama işkence ve zulümlerin dozajı artınca ve de zayıf ve kimsesiz sahabelere açıktan eza ve büyük cefalar verilmeye başlanınca, bu akıl almaz işkenceler artınca, Müslümanlara hicret emrini veriyordu yüce peygamber. İlk hicret 12 erkek,4 kadınla Habeşistan'a yapıldı. Ondan bir süre sonrada 83 erkek, 18 kadınla 2. Hicret yapıldı… Kafire durmak yoktu.

   Bu defada Mekke'de kalan efendimiz as ve yakınlarına boykot kararı alındı. Bu boykot, her türlü sosyal ve ekonomik boyutuyla, yaşlı, genç, bayan, erkek  tüm Müslümanları kapsıyordu. Ve 3 yıl devam eden bu boykotta Müslümanlar ciddi sıkıntılar çektiler. İşte Nübüvvetin bu en hararetli ve hareketli döneminde efendimiz, kendisine en çok ihtiyaç duyulan, dışarıdaki tek güvencesi olan amcası Ebu Talib'i,  ardından da biricik dava arkadaşını, ilk dayanak ve içerdeki destekçisini, ilk eşini ve tüm Müslümanların annesi olan Hz Hatice'yi kaybetti. (Hüzün Yılı diye biliniyor).

     Sırtındaki Bu ağır sorumlulukla, kendisine sırt verecek, destek verecek, bu onurlu davada kendisine yardım edecek hiçbir akrabası kalmamıştı. Efendimiz as çok üzülmüştü. İşte böyle bir haleti ruhiye içerisinde, yüce Allah yüce Resulüne moral verecek, kendisini şereflendirecek, müjdeleyecek, kimsenin ulaşmayı hayal bile edemeyeceği, insan bilgisinin ve gücünün dışında olan ğayb âleminde, birçok olaya şahit olacak, Miraç hadisesini gerçekleşiyordu. Dinin direği namaz burada farz kılınmıştır.

    Bu kutsal ziyaretten sonra, Medine halkının bir kısmıyla Akabe bey'atları yapıldı. Ensar, Efendimiz as’mı ve ashabını, tüm sorumluluk ve güvenceyi üstlenerek, bir akraba bir kardeş olarak Medine’ye davet etmişlerdi.13 yıllık bir süreden sonra,622 de yüce Allah’ın emriyle efendimiz as’de o yüce Ensarın kardeşliği eşliğinde Medine'ye hicret etmiştir.

      Ve böylece ilk İslam devletinin temelleri atılmış ve İslam devleti kurulmuş oldu. Böylelikle Medine dönemi başlamış oldu. Müşriklerin tacizleri, hakaret ve saldırıları burada da devam etti. Hicretin 2. yılında Bedir savaşı oldu. Müşriklerin hezimetiyle sonuçlandı. Ondan 1 yıl sonrada Uhud şavaşı oldu, Müslümanlar galip olmalarına rağmen, Allah’ın hikmeti gereği, bir ders niteliği taşıyan bir yenilgiyle sonuçlandı. Allah’ın aslanı Hz Hamza'yla beraber 70 sahabi bu savaşta şehit düştü. Arkasından hendek savaşı oldu. Buda Müslümanların zaferiyle sonuçlandı.

   Ve Müslümanlar artık güçlenmiş, Allah’ın dininin şerefi artmış ve İslam bu vesileyle bölgeye de hızla yayılmaya başlamıştı. Taraftarları artmış ve müşrikler için bir korkulu rüya haline gelmişti. (Bu arada Mekkeli müşriklerle “Hudeybiye barış anlaşması” yapıldı.) Efendimiz as işte bu şekilde Medine İslam devletinde 9 yılını tamamlamıştı.

    Artık iş, yıllardan beri devam eden küfür ve şirkin eziyet ve zulümlerine, bir daha yeltenemeyecekleri son darbeyi vurmaya hazırlanmıştır. Doğdukları, büyüdükleri, hakir görülerek kovulmuş olan memleketlerini, şirk düzeninin elinden almak için binlerce kişiden oluşan Müslüman mücahitlerle Mekke'yi kuşattılar. Ve ana yurtlarına, Allah’ın evine 13 yıl aradan sonra kavuştular ve sahip oldular.

     Efendimizin Şehre girişi, son derece mütevazi, Başı devesinin eğerine değecek kadar eğilmiş bir alçak gönüllülük ve şefkat seli içerisinde olmuştur. İşte bu son darbeydi. Küfür, şirk, zulüm, baskı ve eziyet ve haksızlığın, beşiği olan yere Allah’ın adaleti, o yüceler yücesi efendimizin nuru, sevgisi, şefkati ve adaleti inmiş oldu. Ve hicretten 10 yıl sonra Arap yarımadasının tamamı İslamı kabul etmiştir. Dinlerinde israr eden, Yahudi, Hristiyan ve Zerdüş’lere de her türlü din özgürlüğü tanınmıştır. İşte bu hicri 10 yıl içerisinde Hz Muhammed haç farizası için Mekke’ye gelir.140 bin Müslüman kendisini karşılar. Ve o yüce Peygamber o meşhur Veda Hutbesini burada gerçekleştirir. Bu Hutbe, İslam’ın öğretilerinin bir özeti mahiyetindedir. İslam’ın bir öz içerlemesidir.

    Bu haç dönüşünden sonra efendimiz a.s.v hastalanır ve birkaç hafta sonra da 632 yılında o yüceler yücesi, Medine'de vefat eder ve halıkının huzuruna kavuşur.

   Milyarlarca salat ve selam Allah’ın Resulünün üzerine olsun. Aline ve ashabına olsun. Rabbim, onların sevgisinden ayırmasın. Şefaatlerinden mahrum kılmasın. Onlara daima sevgi ve muhabbet duyanlardan eylesin. Onların yollarından gitmeyi nasip etsin. İstikametine onların çizdikleriyle yön verenlerden eylesin. Ve bizleri Eşrefulmahlukat ve Hatemul Enbiyanın şefaatinden mahrum olmayanlardan eylesin. AMİN

Sende Yorumla...