KUTSAL OLANI YİTİRME
Yukarı
KUTSAL OLANI YİTİRME
Cengiz Haşımoğlu

KUTSAL OLANI YİTİRME

Bu içerik 151 kez okundu.

Açlığı duyulan iki önemli kavram: Merhamet ve Vicdan!

Zamanımızın ve çağın unutulmuşlar kervanına katılma adayı olan kavramların toplumsal hayatımızda birlik ve dayanışma alanlarında yarattığı eksikliği hiçbir unsur dolduramıyor.

Vicdan gibi kişisel kontrol mekanizması ve ahlaki eylemlerin ana kaynağı olan kavramın eksikliğinde ortaya çıkan görüntü kan-gözyaşı ve kötülük-katliam dürtüleri kabaran insan tipleri olmakta. Merhamet gibi hem kişisel hem de toplumsal hayatın kötülükten-yıkımdan koruma kalkanı olma özelliği taşıyan kavramların önümüze koyduğu insan tipi de acı, kan, gözyaşı, yıkım, ölüm gibi alternatifleri yaşam alanlarından silmeye çalışan kişilikler olmakta.

Kişi açısından olduğu kadar toplum hayatı açısından da değerli olan ve kutsal kabul edilen idealler, düşünceler, eylemler veya kişiler tüm istenmeyen kötülükleri ortadan kaldırma görevini görmektedir. Bu sorumluluk bilinci ile kutsal kabul edilen unsurlar aracılığıyla insani özellikler ağır bastığından, insana zarar veren kötülükler ortadan kalkmaya başlar.

Kutsal kavramı sadece ilahi alanın ve dini inançların değer kabul edilen kavramlarını ifade eden dar bir anlama sahip değil. Kutsal olan veya kabul edilen dini unsurlar gibi ahlaki, insani, toplumsal, ailevi, sosyal ve kültürel unsurlar da değer kabul edilen nitelikler taşımaktadır.

Örneğin, aile bilinci veya yardım severlik duygusu sadece ilahi ağırlığı olduğundan değil, sosyal yönleri itibariyle de kutsal olma özelliği taşıyan özelliklere sahiptir.

Problem, yeni kuşağa aktarmayı beceremeyeceğimiz kavramların yerini nelerin dolduracağı!

Merak ettiğim konu da şu: Yol gösterecek beyin ve önderlerin olmadığı gelecek kuşaklarda çocuklarımızın ilham kaynağı ne olacak?

Çünkü değerler ve var olan inançlar yumağı (ilahi ve dini olduğu kadar yaşama ve insana olan inanç) zamanla yerini “Değer Yitimi” ve “İnançsızlık” gibi iki önemli ve yozlaştırıcı kavrama bırakacak!

Çözümün adresi belli: “Kutsal olanı yitirmeme ve düşünce disiplinini kaybetmeme” sanırım.

Bunun yolu da kötü kimselerden uzak durmaktan geçiyor. Zira kötü insan negatiflik aşılayan, dedikoduyla hareket eden, dili ve kalbi bozuk olan, yıkıcı davranarak kişiyi aşağılara çeken karakteristik özellikler taşır. Çevrede çok sayıda tanıdık, arkadaş ve ortak şahsiyetler olacağına, kötü günde yanınızda olmayı becerecek birkaç kişi ile dost olabilmek önemlidir.

Başkalarının sahip olduğunu kıskanmak insani bir duygu olsa da elde etme adına çalışmanın önünü açacak gayrete sahip olma çabası daha önemli bir adımdır. Bilinir ki, zorluklara katlanma direnciyle sabretmeyi ve iradeye hâkim olmayı becermek her zaman kazanç hanesinin artı puanlarıdır.

Sahip olduğumuz sosyal kimlik ve kişisel benlik özelliğimizin kazandırdığı güç (akıl, irade, zekâ, bilinç, gayret gibi) ve sermaye (bilgi, aile, meslek, arkadaş çevresi gibi) sayesinde kendi dünyamızı kurmayı, kendimiz olmaktan çekinmeden sorumluluk edinmeyi becerebilmek başarının anahtarını önümüze koyar.

Yani yerine göre geleceği kurgulamak ve ihtimaller üzerine endişelenmek yerine, mevcut şartlarda yapılması gerekenlerle uğraşmak asıl hedef olmalıdır. Sıkıntılara, problemlere ve olumsuzluklara takılmamak adına, “Bize sunulan nimetlere odaklanmak” insani sorumluluk alanının temel ilkelerindendir.

Bunun için geçmişle barışık olmak ve geçmişten ders çıkarmak önemli bir detay!

Geçmişe takılmamak, geleceği aşırı kurgulamamak konusunda var olan ve yaşanan zamana adapte olmanın hedefiyle hayatımızı sorgulayacak düşünce faaliyetlerine girişmek, bizi benliğimiz ve bilincimizin hâkimi yapar.

Kutsal olanı yitirme şanssızlığını bize tattıran kötülüklerin kaynağı var olan değerlerin kaybıdır. “Merhamet” ve “Vicdan” kavramlarına duyulan açlığın gayret ve hedef edinerek yaşam alanlarına aktarılıp-kullanılması ile gelecek kuşakların kurtuluş reçetesi uygulanabilir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...