ULUSLARARASI PARA FONU (İMF) VE TÜRKİYE SÜRECİ
Yukarı
ULUSLARARASI PARA FONU (İMF) VE TÜRKİYE SÜRECİ
DİYAEDDİN ULUCAN

ULUSLARARASI PARA FONU (İMF) VE TÜRKİYE SÜRECİ

Bu içerik 174 kez okundu.

Uluslararası Para Fonu(İMF); küresel finansal düzeni takip etmek, dolar, döviz ve borsa kurlarını takip etmek, ödeme planlarını düzenlemek, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, ekonomik istikrarı sağlamak, yoksulluğu azaltmak ve sürdürülebilir finansal büyümeyi sağlamak amacıyla 1944 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Bretton Woods sistemiyle kurularak 1947 yılında ise çalışmaya başlayan uluslararası ekonomik problemlerle uğraşan ve 189 ülkenin üye olduğu uluslararası bir kuruluştur. Uluslararası Para Fonu(İMF)'nun belirtilen hedeflerindeki ödemeler dengesini sağlamak için ihtiyaç durumunda üye ülkelerin de mali kaynaklarını kullanılabilir hale getirmeleri gerekmektedir.

Uluslararası Para Fonu(İMF);1. ve 2. Dünya Savaşları'ndan sonra uluslararası karmaşık finansal sorunları çözmek için kurulmuştur. Bu çerçevede 2.Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa ülkelerinin bozulan ekonomilerinin aksine Amerika Birleşik Devletleri'nin ihracatının ve altın stoklarının artması, Amerika Bileşik Devletleri'ni ekonomik açıdan yardım edebilecek tek ülke haline getirmiştir. Bu durum, Amerika Birleşik Devletleri'nin doğrudan yardım yerine mali kurumlar yani Bretton Woods sistemini kurmasına neden olmuştur.

Brettin Woods Antlaşması'nda biri Uluslararası Para Fonu(İMF), diğeri ise Dünya Bankası olmak üzere 2 ekonomik kurumun kurulması kararlaştırılmıştır. Uluslararası Para Fonu(İMF), yukarıda da ifade ettiğimiz gibi ödeme güçlüğü çekerek ekonomisi daralan ülkelere kredi vererek uluslararası ticaretin daralmasını önlemek için kurulmuştur.

Dünya Bankası ise uzun vadeli yatırım kredileri vermek suretiyle, ülkelerin yeniden imarını sağlamak, ödemelerindeki dengesizlikleri gidermek amacıyla kurulmuştur. Bu kurumlar, üye ülkelerin kendilerine yönelen ekonomik tehditlerin bertaraf edilmesini sağlar.

Uluslararası Para Fonu(İMF)'nun başkanı Kristalina Georgieva'dır. Merkezi ise Washington DC'dir. Türkiye'nin Uluslararası Para Fonu(İMF), ile sürecini değerlendirmek gerekirse; Türkiye, 1947 yılında Uluslararası Para Fonu(İMF)'na kurucu üye olarak katılmıştır. Bu nedenle Türkiye, dünya ile ticaretinde daha etkin bir ülke haline gelmiştir. Türkiye, bu süreçte Uluslararası Para Fonu(İMF)'ndan ilk borcunu 1958 yılında almıştır.

Türkiye, 1960 yılından 2000 yılına kadar ki 40 yıllık süreçte Uluslararası Para Fonu(IMF) ile 19 Stand-by süreci ile yaklaşık 38 milyar SDR değerinde bir antlaşma imzalayarak 1961 yılından başlayarak bu krediden faydalanmaya başlamıştır. Türkiye’nin son olarak Uluslararası Para Fonu(İMF) ile 2002 ve 2005 yılları arasında gerçekleştirdiği iki Stand-by düzenlemesi ile Türkiye'ye 28 milyar dolarlık kredi tahsis edilmiştir.

Türkiye, son Stand-by düzenlemesinden kaynaklanan 28 milyar dolarlık kredisinin son taksidini 2012 ve 2013 yıllarında ödeyerek tüm borcunu kapatmıştır. Daha sonra ki süreçte Uluslararası Para Fonu(İMF)'nun Türkiye'den 5 milyar dolarlık kredi istemesi talebine istinaden bu kredi Uluslararası Para Fonu(İMF)'na tahsis edilmiştir. Bu vesileyle Türkiye'nin her zaman "alan el değil veren el olmasını" ve ülkemizin ekonomisinin daha çok büyümesini temenni ederim.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...