AŞIRILIK DÜRTÜSÜ
Yukarı
AŞIRILIK DÜRTÜSÜ
Cengiz Haşımoğlu

AŞIRILIK DÜRTÜSÜ

Bu içerik 197 kez okundu.

Açlık bitmiyor…

Daha fazlasını edinme, daha fazlasına sahip olma, hırs ve kibir ile sınırsız olanı çiğneme amacı, insan psikolojisinin ihtiyaçlar zincirinde son bulmuyor.

Açlık ile kastedilen yiyecek-içeceğe duyulan hayati besin zincirinin elemanları değil. Dürtülerin, hırsların, egonun, doyumu olmayan ihtiyaçların, tatmin olamayan arayışların insan eylemleri ve yaşamında meydana getirdiği doyumsuzluk halidir.

Aslında açılık, insanın hayati ihtiyaçlar konusunda gidermesi gereken temel unsurları ifade etmeli iken, doyumsuzluk ve tatmin olamamanın sonucunda insanoğlu için hırsların-nefretlerin daha ağır bastığı bir hayat biçiminin karşımıza çıktığı görülüyor. Aşırılık denen hırs dürtüsünün açlık ile olan bağı, insanının doyumsuzluk üzerine kurulu olan ihtiyaçlarıyla açıklanabilir.

Daha fazlası, daha çok olanı hedefleme ve var olanla yetinmeyerek başkalarının da hakkını elde etmeye yönelik düşünce ve eylemlerin önümüze koyduğu kavram “Aşırılık” olmakta. Aşırılık, normal olanının üzerinde olan, daha fazlasını ifade eden, yetinmeme ve az bulma noktasında kabullenmeme sonucu sınırlar ötesine geçme amacı güden girişimlerin genel adıdır.

Herkesin anlayacağı manada örneklendirmek gerekirse, para ve mal konusunda sınırı olmayan insan arzularının ve hırslarının yaşam alanlarında karşımıza çıkan olayları ifade etmek yeterli olacaktır. Sadece çok kazanç sağlayan para ve mal hırsı değil; Başarı, öfke, nefret, düşünce tarzı, ideolojik yapılar, kültürel değerler, dini inanç ve ilahi alanlarla alakalı uygulamalar konusunda da aşırılık sergileyen birçok olay ve durumla karşılaşıyoruz.

Aşırılığın ortaya çıkmasında ana nokta, kişinin veya bireyin kendince yapılan işin veya yaşanan durumların en iyisini ve en göze çarpanı yapmaya çalışması düşüncesidir. Çünkü normalüstü davranmak veya işi en ağır-zor şekli ile yapmak, yıkıcı da olsa, başarı olarak görülmekte.

Hata burada ortaya çıkmakta! Zira işin en ağır-zor şekilde yapılması ile sağlıklı-zararsız yapmak arasındaki ince çizgi unutulduğundan dolayı üzücü ve hazin sonuçlara katlanmak zorunda kalınmakta.

Sosyal hayatta ve yaşam alanlarımızda bulunmanın getirdiği ortak hayat birlikteliğinin bazı insanlarda değişik duygu-dürtüler yaratmasının temelinde bulunan aşırı davranma hissinin kaynağında “Benim” kavramı “En iyisini ben bilirim” düşüncesi ve “Herkesten farklı olmalıyım” içgüdüsü bulunmaktadır.

Bu yüzden…

“Benim aklım, zekâm, kapasitem, düşüncem, inancım, bilincim en üstün olandır” gibi psikolojik;

“Görünüşüm, bedensel yapım, kılık-kıyafetim, bakışlarım, konuşmam ve hitabet gücüm” gibi bedensel-fiziki;

“Mesleğim, para miktarım, aşiretim, ailem, mal varlığım, statüm ve eğitim seviyem” gibi sahip olunan sosyal ve kültürel birikimler aşırıya kaçma nedeni olan etkenlerdir. Altında kibir ve büyüklenme yatan bu tarz düşünce ve yaşam biçimleri bir bakıma diğerini değersiz kabul etme ve diğerini önemsememe sonucunu doğurduğundan, işin içerisine haklar ve insani değerler girmekte.

Çiğnenen ve yozlaştırılan insan ile insani hakların yanında ahlak anlayışının yok olan ilkelerinin topluma darbe vuran yıkımları!

Aşırılık son bulduğunda daha korkunç olan bir kavramın sınırları çiğnenmeye başlanır: Azgınlık…

Aşırılık dürtüsünün üst seviyelerinde azgınlık ve sınır tanımamak vardır. Bu sınır ötesi hareket ise kontrolsüz, öldürücü, yok edici, yıkıcı ve insanı değersizleştiren tipler ile olayları karşımıza çıkarır. Doyumsuzluk ve hırs dürtülerinin insanı-toplumu yok eden etkileri ile insanoğlunun en aşağılık seviyesine inmenin korkunç sonuçları kaçınılmaz kader olmakta.

Yaşanan günümüz olaylarının ve ölümlere-yıkımlara neden olunan görüntülerin (cinayetler, ölümler, şiddet, intikam hırsı, fazlasını kazanma adına hakların ihlali, toplumsal-ilahi kuralların çiğnenmesi gibi) temelinde yatan gerçeklik, aşırıya kaçmanın sınır tanınmaz girişimleridir.

Ölçüsü yoktur aşırılık ve azgınlık kavramlarının… Aşırılık sınırı insanlar tarafından belirlenen bir uygulama ve eylem biçimidir. Ölçü olacaksa “Başkasının özgürlüğünü ve haklarını çiğnememe, zarar verici sonuçlar doğurmama” kriteri gözetilmelidir.

Sonuca bağlamak gerekirse, Konfüçyüs’ ün aşırılık-tutarlılık arasında kurmaya çalıştığı dengeyi belirtmeden geçmek olmaz: “Baktıklarında berrak görmeyi, dinlediklerinde iyi duymayı, görünüşleri bakımından sıcak olmayı, davranışlarında saygılı olmayı, konuşmalarında doğru olmayı, işlerinde ciddi olmayı, öfkelendiklerinde sorunları sorgulamayı, kazancı gördüklerinde adaleti düşünürler.”

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...