GODOT’U BEKLERKEN
Yukarı
Advert
GODOT’U BEKLERKEN
FATMA ŞİMŞEKOĞLU

GODOT’U BEKLERKEN

Bu içerik 54 kez okundu.

Herkes biliyor ki Godot hiç gelmeyecek!..

"Hiç bir ileri yürüyüş, akıl yoluna dönüş kadar zorlu değildir."

Bertolt Brecht

 

Bu sabah Tureci ve Şahin’in aşı çalışmalarıyla dünyaya derin bir nefes aldırdığı o ilk günler geldi aklıma. “Aşı bulundu!” haberleriyle herkes hafiflemişti. İnsanlık bir belayı daha bertaraf edecek ve bulunan aşı sayesinde normal hayata geri dönülecekti. Umutlanmıştık. Çocuklar okullarında eğitime devam edecekti. Üretim ve hizmet sınıfı, esnaf, tüccar kapılarını tekrar sonuna kadar açacak ve hayat yüzyüze devam edecekti. Yaşlılar torunlarının ellerinden tutup istedikleri saatte parklara gidecek, canları nereye çekerse oraya doğru yürüyüşe çıkabileceklerdi. Ne yazık ki o iş öyle olmadı.

Bizim Türkiyeli, Hataylı, İskenderunlu bilim insanları Tureci ve Şahin Hocalar; çocuk felci hastalığının görülmez olmasını sağlayan ve patent sorulduğunda da "Bu aşının patenti insanlığa ait, güneşi patentleyebilir misiniz?" diyen Dr. Salk kadar olamadılar. Çocuk felci ki 1950’lere gelinceye dek çağın yangınıyken Amerikalı hekim ve bakteriyolog Dr Jonas Salk 1954’te bulduğu aşı ile çocukları bu büyük salgından kurtarmayı başarmıştı. Hem de çocuklardan beş kuruş istemeden. Tureci-Şahin çifti mucit  Dr Salk gibi davranabilselerdi eğer Covid-19 aşısını insanlığa ait kılacak patentsizleştirmeyi tercih etselerdi belki her şey farklı olabilirdi.

Einstein'ın "İnsan dehasının sınırı vardır, ancak insan aptallığının sınırı yoktur" sözü salgında sınanan insanlığımızın geldiği noktayı çok iyi anlatıyor aslında. Pandeminin ülkemizde başladığı  2020 Şubat sonundan bu güne, bir yıldır, yaşadığımız onca yönetimsel ve sistemsel planlama eksikliklerini, zaaflı ve iş bilmez yöneticilerin vurdumduymazlıklarını bir kenara koyuyorum.  Asıl aşıların Ingiltere ve ABD'de Aralık’ın 2. haftası uygulanmaya başlamasıyla ve insanlık büyük bir seferberlikle bu muhteşem aşıları üretebilecekken aşıların patent haklarını yani aşı üretimi hakkını sadece onu üreten şirketlere veriliyor olması kimseyi şaşırtmadı. Ben buna yanarım. Yoksa asıl salgın kapitalizmin kendisi miydi?

Bilim insanları bu muhteşem aşıları yaratabilseler de uygarlığın geldiği bu son noktada yaratılan ekonomik modeli yani kapitalizmi insan dehasının insanlığa faydasının önünde duran bu koca engeli, durduramadı. Dünyaya bir virüs gibi hakim olan bu ekonomik düzenin, kapitalizmin yaratmakta olduğu yıkım coronavirüsü tüm katmanlarıyla daha derinden hissetmemizin asıl sebepi. Öyle ki bu süreçte içimizde büyüyen yalnızlığımızla kurtarılmayı beklerken, beklemeyi sevmişliğimizle başbaşa kalmıştık. Salgının kapitalizmin kendisi olduğunu gördük görmesine de yine de biz “Godot’yu beklerken” bulduk kendimizi.

“Godot’u Beklerken”i üniversite yıllarımda okuduğum ve kurtuluşu kendimde aramam gerektiğini öğrendiğim benim için önemli bir kitaptır. Samuel Beckett’in 1949 yılında yazdığı bu şaheseri hatırladıkça varoluş sancıları çeken kahramanları Vladimir ve Estragon gelir aklıma. İki kahramanın yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışmaları, her gün yinelenen bu ritüelde bellek işlevini yerine getiremeyince kahramanların gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlamaları bu günü hatırlatır bana. Eylemsizliklerine yenilmiş insanların kurtuluş için Godot adında ne olduğu bilinmeyen bir kimse veya "şeyi" beklemelerini konu alan bu önemli absürt tiyatro yazını Beket’ı ölümsüzleştirirken günümüz insanın da sevdiklerinin acılı ölümlerini sorgulamada neden geç kaldıklarını ve ölmemek için neyi beklediklerini açıklıyor aslında. Eylemsizlik yengisi kapitalizmin silahıdır neticede.

Pfizer, Moderna ve diğer şirketlerin yarattığı ve toplumda derin ahlaki çöküntüye sebep olan patent sistemini hem Dünya Sağlık Örgütü hem de Dünya Ticaret Örgütü içinde eleştirip değiştirmeye çalışanlar olsa da buna maalesef kimsenin gücü yetmiyor. 18 Şubat itibari ile 130 ülkede tek doz aşı yapılamadı! Neticede aşı diye bir şey olduğunu bilerek ölüyor insanlığımız, hem de kader denen şeye boyun eğerek...

İdeal şartlarda aşıların üretim hakkı ve bilgileri paylaşılarak bir üretim seferberliği ile tüm dünyaya yetecek kadar aşı üretilip dağıtılıp uygulanmalıydı. Bunun yerine tüm insanlık gelecek nesillere aşı olsun diye kapital biriktirmekle meşgul hala. İnsanlık ahlaki olarak kapitalizme yenildi. Bunun sonuçlarını dünyanın yoksul ülkelerinin yurttaşları Aralıktan bu yana önlenebilir bir hastalıktan ölmeye devam ederek yaşıyor. Bu esnada pek çok ülkenin zaten kısıtlı kaynakları bu devasa şirketlerin kasalarına akıyor. Dikkatinizi çekmek istediğim tehlikeli bir nokta daha var! Virüs yayılmaya devam ettikçe mutasyon da sürüyor. Pandeminin sürmesi demek her an bağışıklık sisteminden veya aşıların korumasından kaçabilecek yeni varyantların ortaya çıkıp yeni bir pendemi başlatabilmesi demek. Dolayisiyla dünyayı hızla aşılamak olmazsa olmazımız!

Herkes biliyor ki Godot hiç gelmeyecek!..

"Hiç bir ileri yürüyüş, akıl yoluna dönüş kadar zorlu değildir."

Bertolt Brecht

Ben bir düşünün derim.

 

Fatma Şimşekoğlu Terzi

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...