KADIN OLMAK YA DA OLMAMAK (2)
Yukarı
KADIN OLMAK YA DA OLMAMAK (2)
ASİYE SEZGİN

KADIN OLMAK YA DA OLMAMAK (2)

Bu içerik 103 kez okundu.

Lilith’in gizemli bir varlık olması onu birçok efsaneye ve mitolojiye malzeme yapmıştır. Lilith ile ilk olarak, Gılgamış Destanı’nda gecelere ve yeraltının karanlıklarına hükmeden kötü bir dişi karakter olarak karşılaşırız. Sümer, Babil ve Pers mitolojilerinde ise Lilith; vampir kadın, baykuş ve yılan olarak tasvir edilir. Ayrıca eklemek istediğim bir diğer inanışa göre; Lilith geceleri Adem ve Havva’nın soyundan gelen erkeklerin rüyasına girer. Onlara erotik rüyalar göstererek spermlerini çalar. Daha sonra bu spermleri vampir, kurtadam, şeytan ve cin gibi kötü yaratıklar doğurmak için kullanır. ‘’

Bir hikaye yaratıcı güçlerin zihinlerini buderece yansıtabilir ancak.

Kadının varoluş yolculuğundaki dinmek bilmez köleliğine başka manifesto uydurulamazdı doğrusu.

Dinlere meze olmuş bu hikaye kadını kabuğunda tutmak için çok ince bir şekilde işlemiştir.

Efsanelerin tarihe sirayet eden en köklü kodlarından biridir Adem’in eş yolculuğu ve tanrısının bir türlü memnun edemeyişi.

Ve tamamen kadını şeytan, cinlere anne, ihanetçi, asi, kontrol edilemez, güvenilmez olarak betimlemiştir.

Dinler neden böylesi bir hikayeyi referans aldı ve neden dönemin dinlerine göre farklı bir ucubeye korku ve terbiye aracına döndü diye düşündünüz mü hiç.

Dünden bu güne dinlerin  kadını terbiye etmedeki misyonu çokta değişmemiştir. Dogma olan şeyler güncellenemez hiçbir zaman.Din faktörünün etkisini yitirdiği coğrafyalarda böylesi hikayeler bilinmez durumdadır.

 

Her nekadar günümüz Feminist hareketleri Lilith’in yoldaşlarıyız deselerde bu tür hikayeleri hatırlatıp gerçekliğini kabul ettirmiş olursunuz topluluklara.

 

Çok uzağa gitmeyelim Hypatia Müslümanlıktan 400 yıl önce yaşamış bir kadın filozof gökblimcisidir aynı zamanda. İskenderiye cıvarlarında varlık bulan hikayesi ve canice katledilişine uydurulan kılıf tamamen ahlak ölçülerine göredir. O bir cadı ve ahlaksızdır dönemin öncülerine göre.

 

Kadının tarihte neden yeri noksanmış daha çok iyi anlaşılması için ortaçağın cadı kazanlarını irdeleyip kiliselerin sorgulayan kadınları cayır cayır yakmalarına nasıl çanak tuttuklarını göreceksiniz.

 

Kuma gömülen Arap kız çocuklarını ve ibret-i alem olsun diye recm edilen kadınları dememe gerek yok.

Çözümü köleliğin devamında görüp bedenini ve benliğini ablukaya alan siyah peçe ve çarşaf..

 

Aydınlanma çağında bile kadının ismi cismi sancıya tabidir.

Devletler kendilerini aklamak için eril kafaya sahip kadınları belli mevkilere kadar taşımıştır.

 

Aile devlet ve din ciddi bir denklemdir kadının yerini bilmesinde.

Bugün tarihin kapanlarından arınmak için kendini yaratacak olan kadındüzeneğin başına bela olacaktır.

Mevcut düzenin kadın katliamlarına dur diyecek gücü ve yaptırımları yok mu sizce? Gün yok ki kadınlar canice katledilmesin gün yok ki şiddete maruz kalmasın. Tarihsel  referansları iğdiş edip tarihin çöplüğüne gömmedikçe tekerrürüne meydan bırakırız sürekli.

Bilinç ve sorgu yetisi köhne düşüncelere güç yettiremeyebilir ama çoğalıp bir arada durabilmek umut vaat edicidir sonuçta.

Doğru tahlil doğru doğru denklemin kurulumuhayatlar kurtarabilir var olan düzene rağmen…

 

Sende Yorumla...