TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ
Yukarı
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ
BÜŞRA TÖRÜN

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ

Bu içerik 732 kez okundu.

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ni (CEDAW) 1985 yılında imzalayan Türkiye, 2000'lerin başından itibaren cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda uluslararası ve normlara uymak konusunda bir dizi adım attı.

 

                   Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın ve erkeklerin eşit hak, imkân ve olanaklara sahip oldukları durumdur.Böyle bir eşitliğin mevcut olması halinde, cinsiyete dayalı herhangi bir ayrımcılık olmayacaktır. 

                  Cinsiyet eşitliği konusunda çalışmalar yapan BM Kadın Birimi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçekleştirilmesinde dünya genelinde kabul gören yaklaşımı "toplumsal cinsiyetin anaakımlaşması" olarak tanımladı.Bu süreç ise özellikle son 25 yılda hızlandı ve bir dizi adımın atılmasına neden oldu.Bu adımlardan ilki 1995 yılında Pekin'de düzenlenen Dördüncü Dünya Kadın Konferansı'nda Pekin Eylem Platformu'nun kabul edilmesiydi. Bu platform, cinsiyet eşitliğinin sağlanması için hükümetlerin önlem alması gereken 12 alan tespit etti ve aralarında yetki ve karar verme ile kurumsal mekanizmaların da olduğu bu alanlarda hükümetlere eylem planı geliştirmeleri çağrısı yapıldı.2000 yılında Birleşmiş Milletler Binyıl Zirvesi'nde tüm üye ülkeler tarafından kabul edilen Binyıl Kalkınma Hedefleri arasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi ve kadının güçlenmesi yer aldı.

 

                      Bu alanda gelişimin ölçülmesi için üç kriter belirlendi: İlk, orta ve yüksek öğretimde kız çocukların erkeklere oranı, tarım dışı ücretli işlerde çalışan kadınların oranı ve mecliste kadın üye oranı.Toplumsal cinsiyet eşitliği, BM tarafından da artık bir insan hakkı olarak nitelendiriliyor.

Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ni (CEDAW) 1985 yılında imzalayan Türkiye, 2000'lerin başından itibaren cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda uluslararası taahhüt ve normlara uymak konusunda bir dizi adım attı.2004 yılında yapılan değişiklikle Anayasa'nın 10'uncu maddesine, "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.

                     Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür" ifadesi eklenerek, cinsiyet eşitliğine anayasal güvence getirildi.Aynı fıkraya 2010 yılında da "Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz" cümlesi eklendi.2004 yılındaki değişiklikle aynı zamanda CEDAW'a ulusal hukuka karşı üstünlük verildi.2009 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kuruldu ve 2012 yılında da 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair Kanun kabul edildi.

                     Aynı yıl içerisinde kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele   Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi onaylandı. Bu, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik ev içi şiddeti önlemeyi amaçlayan ilk Avrupa sözleşmesi olma özelliği taşıyor.

Bu sözleşmenin önsözünde kadına yönelik her türlü ayrımcılığı önlemenin ve erkekler ile eşitliğini sağlamanın ancak ev içi şiddetin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabileceği belirtiliyor.Bu alanda en fazla çalışma yapan uluslararası kuruluşlardan BM Kalkınma Programı'nın 2018 raporuna göre, Türkiye, cinsiyet eşitliği endeksinde 2017'ye kıyasla beş basamak yükseldi ve 64'üncü sırada yer alıyor.

 

Büşra TÖRÜN

Sende Yorumla...