ÖĞÜTÇÜYÜM BEN...
Yukarı
ÖĞÜTÇÜYÜM BEN...
FATMA ŞİMŞEKOĞLU

ÖĞÜTÇÜYÜM BEN...

Bu içerik 204 kez okundu.

Yeniden ve kendi kendime öğütlerim var benim...

Biraz derviş ruhlu olacaksın derim ben bu hayatta.

Ne zaman biraz derviş ruhlu olayım desem yaşamın her parçasının, adı ne olursa olsun, beni bütünlüğüme ulaştıran bir yol bulduğunu fark ederim.

Varlığıma sonsuz bir değer veriyorsam ne veya kim olursam olayım, yaptıklarım nasıl ve niçin olursa olsun, ne zaman ve nerede olduğuma bakmaksızın  hayat kendi değerini verecektir bana, bilirim!..

İncitmemeye çalışırken karşımdakini, incinmemeyi de öğrendim. Aldattılar belki çoğu kez. Hatta belki de paramparça ettiler ruhumu. Her bir parçamın bir tarafa savrulduğunu hisseder gibi olduğumda kendimi küllerinden yeniden yaratma gücünün doğduğum gün bana verilen bir hediye olduğunu da hatırladım hep. 

Görünenin altından simyamı bozacak gariplikler çıksa da karşıma en derindeki mutlak gerçeğe ulaşmaya çalıştım. Gerçekle yüzleşmekten asla korkmadan ve sırf bu yüzden kaybetmiş gibi hissetmeden dengemi ve çabamı kutsadım. Ancak böyle insan oluyor insan!..

Diyelim ki kendi merkezinde kaldın hep… O yıllar boyu, hayatın ve acıların imbiğinden çekerek oluşturdun merkezini. Yine de sen de bilmelisin ki tüm bu çabaların karşılık bulsa da saklayacak bazıları kendini sahte gülüşlerin, sahte sevgi ve dostluk sözcüklerinin ardına. Bunun farkına vardığın an, kapanacaksın içindeki o kutsal mabede. Kutsayacaksın orada hayatı. Yeniden ve kendi kendine öğütler vereceksin. Bu yüzden işte öğütçüsüyüm benliğimin. Başkalarının öğüdünü dinlemekten daha iyi gelir bana kendi öğütçülüğüm.

Yaraların şifa bulduğu anlarda, eskisinden de güçlü olarak çıkınca meydana niçin kendimle bu kadar sık konuştuğumu daha iyi anlarım!…Bazıları her zaman olduğu gibi oyunlar kuradursun hayata. Ben yine de dervişçe gülerim karşımdaki oyunculara. Yaramaz bir çocuk edasıyla yaklaşanların başını okşarım ve abartmamasını söyleyerek hiç bıkmadan devam ederim yoluma. Hayatın ve gerçeğin kendisinin yeterince heyecanlı olduğunu, dozu kaçmış oyunların, hayatın büyüleyici ritmini bozmaktan başka bir işe yaramadığını anlatırım tekrar tekrar ve hiç bıkmadan. Anlarsa ne âlâ. Anlamazsa zaten bir olamamıştır ki o. Yok eğer kötücül bir yaratıksa oyuncu, ‘’Sonsuza kadar güle güle.” demek düşer bana. ‘’Güle, güle ve bir daha asla çıkma karşıma.” 

Hiç üzülmeyeceksin bu yolda. Bir kayba uğramış gibi hissetmeyeceksin kendini.

Her yanlış insanın, her yanlış işin, her yanlış durumun hayatından en kısa zamanda çıkarak doğru olanla yer değiştirmesi için çaba göstereceksin. 

Biraz derviş ruhlu olacaksın derim ben bu hayatta.

Yeniden ve kendi kendime öğütlerim var benim...

Öğütçüyüm ben...

Fatma Şimşekoğlu Terzi

 

Sende Yorumla...