HAYATI SADECE BORÇ KÖLELİĞİNE İNDİRGEMEK
Yukarı
HAYATI SADECE BORÇ KÖLELİĞİNE İNDİRGEMEK
HAKİKAT DÜŞBAZI

HAYATI SADECE BORÇ KÖLELİĞİNE İNDİRGEMEK

Bu içerik 763 kez okundu.

“Günümüz kitlesel sanal alem şoklamasında olup biteni tümden kanıksamak moda olmuş. Buna paralel olarak artık borç ve faiz rejiminde her ev bir ekonomik şiddet okuludur.” Hakikat Düşbazı

Borca dönüştürülen hayatın kendisi hiç bir sosyal güvencesi olmayan insanlarla birlikte çaresiz rehinelere dönüştürülüyor. Borçlanma albenisi bir lütuf olarak sunulurken, insani haklar yerine yaşamın kendisi borçlarla takas ediliyor. Sistematik borç ve faiz üreten bu kölelikten insanları azad edecek alternatif bir sömürüsüz yaşam inşasını başarmak gerekiyor.

Yaşamı kredi ve faiz tuzağına ipotek eden günümüz vampir sömürü düzenine karşı toplumsal bir bilinçlenme şart. Şehir rantı ve üretiminin parasal kaynakları ne kadar kirlidir diye bir soru sorarak işe başlamak ise uyanışa giden yolda belkide ilk temel taştır. Çünkü makro tefeciliğin yerelden mikro şubelerine doğru sistematik bir sömürü çarkı toplum üzerinde tıkır tıkır işliyor. Artık yaşamın kendisi bu kesintisiz ekonomik sömürü şiddetinin tekelindedir.

İnsanı sahip olduğu özgür zamanıyla birlikte mülkleştiren çalışma hayatının acımasızlığının yanında nefes almak bile fiyatlandırılmış durumda. Borçlandırılmış insanın iradesine her açıdan ipotek konulmuştur. İnsanın kendisini özgürce gerçekleştireceği bedensel ve ruhsal özgürlüğü borçlandırma üzerinden elinden alınmıştır.

İnsanı yöneten ve denetleyen günümüz borçlandırma ve çalıştırma sistemleri insanın kendisine tek bir mahrem alan bile bırakmamıştır. Kitleleştirilmiş bireyin tüm özgünlükleri teslim alınmıştır. İnsan bu devasa sermaye sistemleri karşısında korumasız ve çaresizdir. Yaşamı her yönden saran bu ekonomik sömürü ağları insanı nefessiz bırakıyor.

Yaşamın tümden maddi bir sermayeye alanına dönüşmesiyle birlikte insan sadece bir metalar değişim değerine indirgendi. Metanın etik ve duygudan yoksun ruhsuzluğunun insanı edilgen bir eko-siyaset nesnesine dönüştürmesi tam bir trajedidir. Eskiden insan köleye dönüştürülüp satılırdı şimdi herkes bu gönüllü kölelik pazarında bir meta olarak kendisini bir şekilde pazarlama uğraşını veriyor.

İnsanı, yaşamı ve zamanı fiyatlandırmanın mantığı nedir?Zamanı tümden nesneleştiren paranın yasallığını ve meşruluğunu geniş bir perspektifte yeniden tartışmaya açmak gerekiyor. İnsanlığın tüm emeğini vakumlayan ve sömüren karşılıksızda çoğaltılan para gerçekte nedir ve kimlerin denetimindedir? Yaşam tutkusu karşısına bir bariyer olarak konumlandırılmış bu çıkar çarklarının çarpıklığını görmemek için kör olmak gerekiyor!

Zamanı ve insanı paranın hükümranlığından özgürleştirmenin yol ve yöntemini bulmak önem arz ediyor. Tümden metalaştırılmış günümüz zamanı ve insanı tamda gasp edilmiş yaşama karşılık geliyor. Paranın esaretini çeken zamanın kendisi insanlığın köleliğine yol açıyor. Para düzeninin sonsuza kadar iktidarda kalma ve yönetme arzusunun perde arkasını iyi irdelemek gerekiyor.

İnsan ruhu, duygusu ve düşüncesi bile bu hileli borçlandırılma tarafından el konulmuşsa insanın yaşama gayesi nedir? Artık biliniyor insan parasal düzen tarafından soyut bir dijital otomata dönüştürüldü. Oysa canlı insanın diri yaşamı soyut bir metalar sistemine kurban edilmeyecek kadar kutsal bir armağandır. Sahi borçtan başka bir serveti olmayan tutkusuz ve amaçsız insanlar ne için yaşarlar ki?

Sende Yorumla...