HER İNSAN KENDİ RUHSAL DÜNYASINI YANSITIR.
Yukarı
HER İNSAN KENDİ RUHSAL DÜNYASINI YANSITIR.
HAKİKAT DÜŞBAZI

HER İNSAN KENDİ RUHSAL DÜNYASINI YANSITIR.

Bu içerik 978 kez okundu.

“İnsan kendi bedeninde açtığı yaraların sanatkarıdır.” D. Le Breton

 

Aslında her insan, durmaksızın kendi ruhunda saklı insanı ortaya çıkarmanın uğraşını verir. Davranışınada yansıyan bu özgün sevinç saçan arayışçı ruh halleri çok geçmeden bir çekim merkezine dönüşürler. Yaşamı anlamlı kılanda bu doyumsuz ruhsal sevinçtir. Zira tutku ritmindeki özgür insan ruhu yazgısınada önemli oranda yön verir.

 

Özgür bir ruhun etik ve estetik algısı farklılıklar taşır. Görsel olguları yorumlayan onun bu iç ruhsal sorgulama yeteneği, güncel çarpık yaşama güçlü bir eleştirel bakış açısıda sunar. Anı anına yaşayan ruhsal diriliğin tılsımı; korunaklı iç yaşam paradokslarını tüm şeffaflığıyla ortaya çıkarır.

 

Sosyal gerilmelerin dışında yaşayan kesinyetçi gerçeklilikleri vardır her insanın. Farklılık, değişkenlik, iyimserlik kazanan ve sıradanlığı aşan olgun bir ruhsal özgürlük yaşamı daha da çekici kılar. Özgürlüğün ruhsal esintisi ve anlatısı çarpıcı hislere ev sahipliği yapar. Kendini ruhsal özgürlüğüyle anlamlandıran güçlü karakterler, özgün ve etik simgesel modeller oluştururlar.

 

Sosyal yaşamın rutin boğuntusuna direnen ruhlarımızda kopan fırtınaların kara kutusunu açmaya kim cesaret edebilir ki? Ruhsal duygu üretimi kısırlığında rotasını şaşıran insan dramasının istekli figüranları çoktur. Gizemli sırlarımızla, gözlerden ırak bir hayat yaşarız hepimiz mistik ruhlarımızda.

 

Yaşam erenleri der ki; şu trajik ölümlü dünyada ruhunuz güzel olsun onu asalet ve sevgiyle besleyin. Özerk ruhsal uyuşmalardan doğan katışıksız sevgi ve saygı ortamı güçlü dostane bağlar oluşturur. Son kertede her insan kendi ruhsal etiği ölçüsünde bir yaşam tarzının ressamıdır.

 

Umudu haykıracak taşkın bir ruh, çürümeyi kanıksayacak ürkek korkulardan oldukça uzaktır. Ruhsal özgürlüğün hayata yansıttığı güçlü imgelerin çekiciliği kolayca herkesin radarına yakalanır zaten. Tutkulu yaşamları mümkün kılma telaşı, böylesi durumlarda ruhsal arayışları hızlandırır ritmik zamanda.

 

Kendi farkına varan insanın şaşkın nidalarından yaşama yansıyan etik kıvılcımlarının çekici partısını duyguların sahiciliğinde kavrama feraseti her baba yiğidin harcı değildir. Bize yaşamdaki sürprizleri yeniden anımsatan aracısız yüzleşmeler, çarpıcı uyanışlar yaratırlar.

 

Gözlerin sınırlı görme alanının kusurluluğu, yüreğin engin okyanuslarının dalgaları karşısında daima çaresizdirler.

Akli kurnazlıklarla övünenler çoğunlukla yürekteki sevgi pınarlarının kıpırtılarını bile his etmezler ve ruhsal özgürlüğün ürettiklerini almayıda bilmezler.

 

Kendi ruhsal özgürlüğünden korkanlar, yaşam canlılığınıda mutlu olmayı doğru dürüst beceremezler. Bu büyük boşluklarını mal-mülk gibi nesnelerle doldurabilecekleri yanılgısına kapılırlar. Fakat tutucu ön yargılar şamatasından doğan nafile haykırışlar, bir varoluş biçimi olan ruhsal özgürlüğü hiç bir zaman alt edemezler.

 

Oysa çoğunlukla insanlar ruhsal açıdan anlaşılmak isterler. Çok azımız ruhsal davranışlarla karşımızdakiyle iletişim kurabilmeyi başarırız. Bunun için sorunlu ve baskın dışsal algılardan doğan yargılarımız o kadar isabetsiz bir keskinlik taşırlar. Yaratıcı bir yıkımı kendinde başaranlar ise ilk önce bu ruhsal özgürlük olgunluğundan beslenirler.

 

Güncelin bir hayli kırılgan ruhsal gerçekçelerden yoksun, kamusal insanın oynadığı körebe oyunu; ağır bedeller ödetiyor aktif ve pasif seyircisine. Umut ateşini ruhunda söndürmemeyi başarmış olanlarda ötekiyide kapsayacak bir tutumun sahibi olurlar. İnsan azade ruhundan nefes alır. İnsanın bu efendisiz ruhu, vicdanının iş belleğidir aynı zamanda.

Sende Yorumla...