YAŞAMA SOYUT BAĞLANMA YANILGISI
Yukarı
YAŞAMA SOYUT BAĞLANMA YANILGISI
HAKİKAT DÜŞBAZI

YAŞAMA SOYUT BAĞLANMA YANILGISI

Bu içerik 889 kez okundu.

“Gerçek, ona layık olana söylenir... İnsanı yücelten içindeki ışıktır…Ey insan, sen ışığın karanlığa kurduğu tuzaksın.” Amil Maalouf // Işık Bahçeleri

 

Yaşamı esnek kavramanın sırrına ermek, renkli tonlarda ve iradi eleştirel sorgulamalarla düşünmeyi zorunlu kılıyor. Ruhun özgürlük sosyolojiside, insanın bu temelde iradeleşmesiyle toplumsal vicdani gücünü ortaya koyuyor. Toplum ile bireylerin aynı yürek dilini yakalamaları önemli zamanlarda ve yaşam somutunda kendisini test etme şansınıda yakalıyor. Toplum bireyle, bireyde toplumla sınar kendini iradi dönüşümlerle.

 

Yaşamın tekçi gri tonlarından ısrarla kaçınmak gerekiyor. Toplumsal yaşamın çok renkli ve canlı karakterini her zaman korumanın bir yoluda insanlarla doğrudan yatay bir temasta geçiyor. Doğa ve insanın uyumlu sesi, çoğunlukla kendisini kadın ve çocuk varlığının hayata özgür katılım akışkanlığında belli ediyor.

 

Toplumun sade bir psiko-anlatısı koşullara göre değişkenlik gösterir. Zaman, mekan, olay ve olgularla birlikte ruhsal durumlarda bu değişkenliği sürekli kılar. Bayramlar bu toplumsal değişkenlikleri gözlemleme açısıdan önemli verilerde bizlere sunar. Israf, savurganlık, dayanışma, toplumsal sadakat çoğunlukla maddi araçlarla ve yaklaşımlarla ölçülür. Bu gün geçtikçe kabul gören maddi ölçüyü, manevi değerlerin aşınması açısından da sorgulamak gerekiyor.

 

Doğu toplumlarına özgür mezarlık ziyaretleri, zekat ve ibadet ritüelleri manevi değerleri kamusal alanda görünür kılar. Bir yandanda üretilmiş yoksulluğun tehdit ettiği toplumsal vicdan aşınması tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar. Vefa aranır böylesi zamanlarda bulunmaz derdin devası diye naifçe.

 

İnsana dair somut umut duygusu üretmek için, ustaca maddiyatçılığı kamusal alanda görünmez kılarak yaşama maskesiz temas etmek gerekiyor. Kendini dogmalardan kurtaramamış ve zamanında yenilenme yaşamamış düşük kitle kültürünün yoğunluğu toplum ve bireyin manevi duygularını olumsuz yönden yaralıyor.

 

Hayat taklit edilerek yaşanmaz çünkü yaşam tüm sürprizleriyle tamamen ve doğalında bir doğaçlamadan ibarettir. Hayatı doğru anlamlandırmak kadar, doğalında yaşamakta amaçsızlığa direnen sezgisel bilmeler gerektirir. Yaşamın hakkını vermek deyimi çoğunlukla içsel özgürlüğün izinde dışsal arayışlara yönelebilme cesaretini gösterenler için söylenir.

 

Yaşam değerlerini toplumsal duyarlılıklarla harmanlayanlar, varlıklarınıda vicdani temelde de somut olarak meşrulaştırmış olurlar. Manevi huzur ile özgür yaşam dengesini yaşamlarında kurmayı başaranlar ise kolay kolay zorluklar karşısında pes etmezler. Duygusal manipülasyon tuzaklarına yakalanmadan, geçmişin, bugünün ve yarının tutarlı bir okumasını yapabilen kişilikler güçlü bir karaktere sahiptirler.

 

Yüreğin saf dürüstlüğü, özgür bir davranış olgunluğuna erişirse rehberlerin en iyisidir. Ruhun ve bedenin soyut meta değerine indirgendiği günümüzde, bu ahlaki ve vicdani olgunluk paha biçilmez bir hazinedir. Yaşamın arka planını yakalamış doygun bir kişilik, kimlik ve idealler bütünselliği oluşmuşsa gelececekten umutlu olmak için çokça sebebimiz var demektir.

 

İnsanın somut yaşamda görünür olması anlam hissiyle, düşüncesiyle, kimliğiyle, duygularıyla barışık olması anlamına gelir. Bu ilkelerini davranışlarına yansıtmayı başarmış olanlar asla yaşama soyut bağlanma yanılgısı yaşamazlar. Ha keza insanlarına eşitlik temelinde bunu yapabilme özgürlüğünü garanti altına almış toplumların gelecekleride aydınlık fırsatlarla doludur. Manevi doygunluğun, maddi tüketim çılgınlığını sınırlandıracağı inancıyla iyi bayramlar Elıhé…!

Sende Yorumla...