ANKA KUŞU
Yukarı
ANKA KUŞU
ŞEYDA BAŞALAK

ANKA KUŞU

Bu içerik 1085 kez okundu.

Koca koca yangınların ortasında kalan bedenim değildi sadece. Ruhumun paramparça oluşunu gördüğüm an ikna edildim. Nefes alıyorum, hâlâ yaşadığımı düşünüyorum ama alev alev ölüyorsun koca okyanusun ortasında. Ölmeyi yaşamaya yeğlemiştim oysa. Kırılmıştım en güzel dallarımdan kanatlarımın. Acıyı adım bellemiştim. Yürüyen bir yıkık olmuştu bedenim. Bütün derilerim yanmış ama acıyı şuramda hissediyordum. Kan akıtan kalbim susmayı öğrenmişti hayattan. Ben artık eski ben değildim. Ölmüş bir ruhu taşıyordum bedenimde. Sahi ruhlar ölür müydü?

Ölürlerdi...

Hem de en inandıkları insanlar tarafından. Siz ölüyordunuz onlarsa bir hiç oluyorlardı yaşarken. Peki ölen ruhlar kendi katillerini hâlâ sevebilirler miydi?

Sevebilirlerdi...

En dayanılmaz acı da buydu zaten. O benim kalbimdi...!

Paramparça etti kendini gözlerimde. En dibe çekti gururumu yerlere. Aşkımı öldürdü tek kurşunla. En acı sözleri layık gördü sevdamıza. Verdiği sözden caydı. Yaraladı, yara açtı. Yazık oldu bitanem, hem de çok yazık oldu. Nasıl devam edebilirdim ki bundan sonra. Çok canım yansa da ayakta ve hayatta kalarak devam ettim savaşıma. En güçlü silahım gülüşlerim, İnsanlara en büyük darbem içimde yeşeren umutlarım oldu. Yeniden nefes alıyor, yeniden yürüyordum bu yolları. Pes etmiyordum. Vazgeçmiyordum yaşamaktan. Şimdi bütün geçmişi geride bırakarak bütün okyanusları tek başıma geçerek, korkusuzca bütün inançlarımla, özgürce uçmaya gidiyorum. Bir anka kuşu gibi yanan küllerimden yeniden doğarak, kocaman bir hayata dönüşüyorum. Şimdi ise gökyüzü benim, gökyüzü hepimizin...!

Sende Yorumla...