FIRTINALI BİR SONBAHAR
Yukarı
FIRTINALI BİR SONBAHAR
ŞEYDA BAŞALAK

FIRTINALI BİR SONBAHAR

Bu içerik 961 kez okundu.

Sabahın güneşinde, gecenin o soğuk ayazında ıssız sokaklarda yürüyen her bir hayalin gölgesine sığındık. Bir şeylerin olabilme ihtimali her bir yüreğe güç verdi. Güçlendik. Hayalimizde başka başka insanlar oldu halihazırdakiler. Aslında öyle daha mutlu ve daha güçlü olduğumuzu farkettik belki de. Mutsuz olduğumuzu düşündüğümüz şeyleri bir çırpıda kenara bıraktık. İnsan olarak, hayattaki her bir varlık gibi hayatla olan imtihanımız çoktan ele geçirmişti ruhlarımızı. İşte çıkış noktamız da buydu zaten. Karmaşalığın arasında etrafımdakilerden ziyade kendimi bile unutmuştum. Bir kendi varlığımı unutmuş, bir ben yokmuş gibi davranmışım. Yara almışım, yaralar açmışım bilmediğim savaşlar üstüne. Kendimizi görmeyi, dinlemeyi, dinlenmeyi unutuvermişiz. Azıcık kendi köşemize çekilipte şu koca evrende bir ben varmışım dememişiz. Geriye ardımızda kalan acı hatıralar bırakmışız. Hayat mücadelesi veren, fırtınalı bir sonbahar yaşayan onca insan varken yalnız olmadığımı farkettim. Evet! Yalnız değildim. En zoru ama belki de en güçlü olanı, aslında bütün marifet karşılarında durabilmekti. Her bir ışığı yanan ev, sobası tüten, samimi gülümsemeler taşıyan yerler huzurun bir tablosu gibi bende. Bütün fırtınalara, yıkılan hayallere çamur bulaşmış kalplere rağmen hepimiz temiz bir kalbi taşıyabilmek adına uğraş vermedik mi? Yaşadığımız onca savaşa rağmen, onca yitirdiğimiz hayatlara rağmen şu koca dünyada hâlâ kalbin temizse öyle yaşayıp gidermişsin...

Zamanın bu işleyişinde koca koca fırtınalara rağmen başardığınızın ekmeğini yiyorsunuz. Dünyanın en naif sesi şunu fısıldamıştı kulağıma; "emek nankör değildir.." hafif bir tebessüm, umut dolu bakışlar...

 

Evet ben! Sen! Biz! Hepimiz fırtınalı bir sonbaharı daha geri de bırakıyoruz. İnsanın kalbi buruk bile olsa, ben geçen giden bütün aylarımı, günlerimi kocaman umutlarla uğurladım. Kızmadım, küsmedim gücenmedim. Sadece yorulduğumu hissediyor, kılıç kalkanlarımı kuşanıyor, sürekli bir savaştaymışım gibi önüme her çıkanla savaşıyordum fırtınalı okyanuslar içinde. Zaten öyle olmaması için çok savaş verdim ya.. ben yapmam gerekeni yapmıştım. Önlerine sunduklarım benim en çok boğuştuğum hayat mücadelemdi. Şimdi bir deniz kıyısında, ya da bir sahil kasabasında kurumuş yapraklarından düşen her bir ağacın gövdesine sığın. Orada kendini bulacağını, fırtınanın dineceğine inandır kendini. Sonra kocaman bir inanışla, umutlarla uğurla onu kalbinden, hoşçakal sonbahar. Bir dahaki gelişinde yaşayabilenler var olacak yanında. Sende hep bizim gibi güzel kal..

 

Sende Yorumla...