Yukarı
CENNET DE BAŞKALARIDIR
Ömer Kezer

CENNET DE BAŞKALARIDIR

Bu içerik 372 kez okundu.

 

Her insan günün hemen her anında kendisine şu soruyu sormalı diye düşünüyorum: Bunca yıllık hayatın neresindeyim.

Evet milyar yıllık dünyanın neresindeyiz.

Milyarlarca canlı, insan, ölü, diri…

Peki biz bütün bunların neresindeyiz.

Kimisi boşlukta hissediyor kendisini kimisi de tutunacak bir dal arıyor ve buluyor…

‘Yaşıyoruz hepsi bu’ da diyor kimisi.

Seksenine yaklaşan bir amcaya sormuştum bir keresinde. Geldin ve ömür gidiyor ne anladın bu dünyadan. Nedir yaşamak?

Gözleri buğulanıp cevap vermişti. ‘Geçmiş gitti. Gelecek daha yok. Yaşamak şu andır’ demişti.

Carpediem diyebilir bazıları: anı yaşa. Ama amcanın bunların hiçbirinden haberi yok.

Öteki dünya fikri çoğu din ve inanışta var. Bu inanış sadece İslam’da değil önceki dinlerin hemen hepsinde mevcut. İslam sadece bu düşünceye farklı bir yaklaşım getirmiş.

Kimisi yeniden dirilmeyi anlamış ve öldükten sonra yeniden dünyaya geleceğini düşünmüş. Çin uygarlıkları gibi toplumlarda da ‘kafa karışıklığı’ uzun bir süre devam etmiş.

Öldükten sonra dirilme fikri var ama bunun nasıl olacağı hakkında fikir ‘net’ değil.

Mesela kral öldüğünde eğer bu dünyada hükümdarlığı sonsuz olmazsa öteki dünyada ‘kaldığı yerden devam etmesi için’ asker ve atlarını da gömerlerdi. Sonra bununla baş edilemeyeceğini anlaşılınca askerlerin heykelleri yapılıp krallarla gömülmeye başlandı.

Çin’deki kral mezarlarının devasa olmasının sebeplerinden biri de öldükten sonra dirilme düşüncesi.

İnsanların hemen hepsinde bu düşünce var. Ve çoğu daha güzel bir dünya fikriyle yaşadığını söylüyor. Fakat geldiğimiz noktada kimse ‘ne yapıyorum ben’ sorusunu sormuyor kendisine.

Günü zehir edip, ömrü zehir edip; berbat bir hayat sürüyorlar. Sürdürüyorlar…

Yaşamak şu andır. Gerisi yok…

Sevin birbirinizi, tebessüm edin, haksızlık etmeyin ve bunları bir tanrının varlığından ve istediğinden dolayı, cehennem azabından korunmak için değil. İnsan olduğunuz için yapın.

Evet, muhtemelen öldükten sonra dirilme diye bir şey var ama siz olayı yanlış anlamış da olabilirsiniz.

İbadet ederek elde edecekleriniz düşündüklerinizden daha az olabilir.

Örneğin cennete girmek için sorulacak sorulardan ya da aranacak güzelliklerden biri öbür dünyada ne yaptın olmalı.

Hak yedin mi, komşun açken nelerle uğraşıyordun ve insanların sesine kulak verdin mi?

Sahi biz ne yaptık.

Geçenlerde üniversitedeki fotoğraflarımı karıştırırken hatırladım, başucuma bir not yazmışım: ‘ya tam da o an ölürsen’ yazıyordu.

Evet ya ‘tövbe etme’imkanımız olmadan ölürsek.

Tam da bir kötülük yaparken, tam da birine gözümüzü kulağımızı kapatmışken, bir hak yemişken…

Cehenneme gitmeyi bırakın o ayrı bir şey. Ya kötü bir insan olsanız ve bilerek isteyerek kötülük yapan biri olsanız. Bunun verdiği acı sizin de canınızı yakmaz mı?

Yaşamak şu andır.

Anınızı değerlendirin.

Güzel bir türkü ezberleyin mesela. Bir insanı sevin. Sevdiğinizle bir kitaplığınız olsun, şehirleri gezin, öldükten sonra da seni seveceğim deyin Cahit Sıtkı’dan rol çalarak.

Sabahlayın, güneş üzerinize doğsun, onu izleyin, konserlere gidin, yürüyün, yağmur da yiyin, ağlayın da amasevin mutlaka.

İçinizde kimseye dair bir kin tutmayın.

Gönlünüzün kararmasına izin vermeyin.

Cehennem başkalarıdır diyen Sartre’ye cevap verin cennet de başkalarıdır deyin.

 

 

 

Sende Yorumla...