Yukarı
MUTLULUK VEYA TATMİN OLMA
Cengiz Haşımoğlu

MUTLULUK VEYA TATMİN OLMA

Bu içerik 100 kez okundu.

İnsan ne için yaşar?

Verilecek cevapların çoğunluğunu “Mutluluk istiyorum” yanıtı oluşturur. Çünkü insan için Haz ve Zevk dürtüsü kaçınılmazdır. Çok yönlü ve değişik dürtü özelliğine sahip insan için asıl olan “İhtiyaç” larını gidermektir.

İnsan, ihtiyaçlarını giderecek tüm etkenlerin tatmin edilmesi için her şeyini vermeye hazırdır.

Aynı soruyu, yazdığı kitaba isim olarak veren Tolstoy’ un “İnsan neyle yaşar?” adlı eserinde yanıtlamaya çalıştığı görülüyor. Birkaç farklı hikâyeden oluşan; Simon ve Michael, Kral, Pahom, İvan ve Gabriel karakterleri gibi değişik kahramanlarlacevabını bulmaya çalıştığı sonuç “Mutluluk” olmakta.

Mutluluğu ortaya çıkaran unsurlar vardır. Güzellik, zevk duymak, maddi-manevi ihtiyaçların giderilmesi, sevinç, inanç gibi kaynak olan tüm dürtüler mutluluğa açılan kapılardır.İnsanların tatmin olması mutluluğu doğurur. Temel ihtiyaçlar olan yeme, içme, uyku, cinsellik gibi ana ihtiyaçların giderilmesi, insan psikolojisinde karşılığını mutluluk hissinde bulur.

Aynı şekilde acı, üzüntü, hüzün, sıkıntılar giderilmeye çalışılır. Nedeni de insanı mutluluktan uzaklaştırması ve duyguların tatmin edilmesine engel olmasıdır.

Mutluluğa giden tüm etkenler, insan için kullanılması gereken ve ihtiyaçların karşılanması için yeterli olan etmenlerdir. Bu etkenler arasında güzellik, ahlaki eylemler, iyi nitelikli davranışlar, fedakârlık ve zarar veren unsurlar dışındaki tüm erdemli davranışlar yer alır.

Bu manada mutluluğa giden yolda gerçek güzellik görünüşlerde, görüntüde aranan ve bulmaya çalışılan sübjektif hayaller değildir. Ruh güzelliği denen ve ahlak huyu ile anlam kazanan davranış ve eylemlerimizdir güzel olan…

Güzellik herkese göre değişen ve yoruma açık bir histir. Duygusal bağlılığın ve aşkın yansımasıdır. Canlı veya cansız estetik tüm görünümler güzelliği yaratır.Var olan estetik görünümler duyguları hareketlendiren mutluluk kaynağı unsurlardır.

Tüm istek ve özlemlere, arzu duyulan unsurlara eksiksiz ve sürekli bir biçimde ulaşmaktan dolayı duyulan sevinç hali olarak mutluluk, manevi huzurun ve duygusal dünyamızın olumlu psikolojik yapısının diğer bir adıdır.Tatmin olma ise bedenin veya duyguların, karşılanan ihtiyaçlarının sonucunda ortaya çıkan doygunluk halidir.

Mutluluk için tatmin olma şart olmakla birlikte,tatmin olmak her zaman mutlu olma anlamına gelmiyor. Açlık, susuzluk veya uyku gibi bedensel ihtiyaçların giderilmesi ya da üzüntü duyulan bir acının ortadan kalması ile tatmin olmak mümkün. Ama huzur noktasında iç rahatlığı yakalamak veya psikolojik yapımızda sevinç yaratan arzuları ve heyecanları doruk noktasına çıkaran haller ile mutluluk doğmaktadır.

Bir birini tamamlayan özelliğiylemutluluk ve tatmin olma arasında giden-geleninsan açısından her ikisinin de haz ve zevk kavramları ile yakalanması temel amaçtır.Aralarındaki fark ise tatmin olmak sınırsızdır ve giderildikçe bir üstü istenir. Mutluluk kalıcı ve süreklidir. Bir konuda tatmin olma, o an için mutluluk doğursa da süreklimutlu olmaya yetmeyebilir.

İş bulan, sosyal güvenliğini sağlayan, aile ortamı yaratan biri tatmin olabilir, ama bulunduğu ortamda mutluluğu yakalaması için değerlerinin bilincinde olması gerekmektedir. Yani bir şeyin yokluğunu hissetmeden, ıstırap çekmeden veya değerini anlamadan mutluluk sağlanmamakta. Tatmin olmak geçici, mutluluk duymak kalıcı ve sürekli özelliği olan psikolojik duygular dünyamızın ifadesidir.

Tatmin olmak, ihtiyaçların giderilmesinde ana etkendir. Bedenin eksikliklerinin ve değişik ihtiyaçların karşılanması ile insanlar belli zamanlarda mutluluk duyar. Mutluluğun kalıcı olması için ruhun ve bilincin de doyum sağlaması gerekiyor. Çünkü insana has olan mutluluk geçici zevkleri gidererek değil, ruhu tatmin ederek kazanılır.

Sanırım ruhun asıl huzur ve mutluluğa ulaşacağı nokta sonsuzluğa, yani ölümden sonraki boyuta geçtiğinde yakalanacak.

Neden mi?

Kaybettik… Bazı değerleri ve kültürel bilincimizi yok ettik. İnançlarımızı ve bağlılık yaratan ilişkilerimizi yozlaştırmanın umursamazlığı ile mutluluk duygusunun yalnızlaşma ve içine kapanmayla yok olmasına sebep olduk.

Beceremiyoruz artık… İnsanlarla diyalog kurmayı unutarak, kendi benliğimizin derinliğine dalmayı maharet kabul edip, dünya ile sosyal hayatımızı bitme noktasına indirgedik.

Aile ilişkilerinin azlığı, değer vermenin ortadan kalkması, çıkar ve menfaatler konusunda bir arada kalmaya çalışılması, en yakınlara bile erdemlilik ve fedakârlık noktasında mesafeli durulması, varlığımızın ne anlam taşıdığını unutmamız gibi etik dışı eylemler nasıl açıklanabilir?

Aslında maddi güç ve aşırı kazanç ile mutlu olunmadığı ortada. Çünkü tatmin edilen duygular ve geçici arzuların asıl mutluluk doğurmadığını görüyoruz. Mutluluk için kaybedilen değerlerin, ailevi bağlılıkların, erdemli eylemlerin, ahlaki ilkelerin, varlığımızı inanç noktasında açıklamamızın insanı mutluluk ve iç huzuruna götüreceğini sorgulamak gerekiyor.

Var olan tatmin edici zevkler ve hazlar geçici duygu doygunluğu yaratırken, onu veren ve önümüze koyana şükür etmeyi beceremiyoruz. Asıl olan boyuta geçildiğinde ya da sonsuz olana varıldığında, ruhun ve bilincin mutluluğu yakalayacağına inanmıyoruz.

Unuttuğumuz bir nokta da bedenin ihtiyaçlarının karşılanması ile tatmin olan insanın, organik ömür süresinin bitmesinden sonra asıl varoluş aşamasına geçtiğidir. Ölüm sonrası asıl âleme hazırlık amacıyla yaşantımızı ayarlamamız gerektiğini de aklımızın bir köşesine kazımamız gerekiyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...