Yukarı

RAMAZAN SOHBETİ (3)

RAMAZAN SOHBETİ (3)
Bu içerik 225 kez okundu.

 

Rahmetten kovulmuş şeytanın şerrinden, bütün mahlûkatı yaratan Allah’a sığınırız ve sığınalım. Rahman ve rahim olan yüce Allah'ın adıyla. Onun verdiği güç ve yetkiye dayanarak ve yalnızca onun emriyle söylüyor ve anlatmaya başlıyoruz. Tüm övgü ve takdirler Allah'a mahsustur. Salat ve selam Kainatın efendisi, rehber ve rahmet Peygamberi efendimiz Muhammed sav’me, tertemiz ehli beytine, onun güzide ashabına ve kıyamete kadar onların izinden şaşmadan yürüyen tüm bahtiyar müminlerin üzerine olsun.

Kıymetli Okurlar: Ramazan orucunun 3. gününü tutuyoruz. Mevlamıza milyarlarca hamd ve senalar olsun. Böylesi meşakkatli ve sıcak günlerde hayırları sayılamayacak kadar çok olan amelleri yapmamızı sağladığı için. Derecelerimizi  ve ahirette mizanlarımızı dolduracak mübarek günleri ve amelleri yaşattığı ve yapmamıza fırsat verdiği  için.Ne kadar şükretsek azdır. Kıymetini bilelim ve asla gevşekliğe, rehavete kapılmayalım.

Değerli okurlar bugünkü sohbetimizde, Ramazan ayının tespit edilmesi, Ramazan orucunu mazeretsiz terk eden kişinin hükmünden söz etmeye çalışacağız inş.

Ramazan Ayının Tespit Edilmesi: Müslüman olarak Orucu tutmamız bazı kurallara bağlıdır. Efendimiz as'ın bizlere gösterdiği ve tavsiye ettiği şekillerle mümkündür.

Ramazan ayı iki şekilde tespit edilir:

Birincisi, Şaban ayının otuzuncu gecesinde hilâli görmekle olur. Ancak adil bir şahidin buna şahadet etmesi gerekir.

İkincisi, Şaban ayını otuz güne tamamlamakla Ramazan ayı tespit edilir. Bu da havanın bulutlu olmasından ötürü hilâlin görünmesi zorlaştığı zaman veya adil bir şahidin hilâli görmemesi durumunda olur.

Bu iki durumun delili, Hz. Peygamber'in şu sözüdür:

Hilâli gördüğünüzde oruç tutun ve yine hilâli gördüğünüzde orucu bozun. Eğer hava bulutlu olur da hilâli göremezseniz, Şaban ayını otuza tamamlayın.

İbn Abbas şöyle rivayet etmektedir: Bir bedevî, Hz. Peygamber'e ge­lerek şöyle dedi:

- Ben Ramazan hilâlini gördüm.

- Sen Allah'ın birliğine şahadet ediyor musun?- Evet.

- Benim de Allah'ın Resûlü olduğuma şahadet ediyor musun?- Evet

- Ey Bilal! Halka oruç tutmalarını söyle

Eğer Ramazan hilâli bir memlekette görülürse, o memlekete yakın olan yerlerde yaşayan halka da oruç tutmak farz olur. Fakat o memlekete uzak olan yerlerde yaşayanlara farz olmaz

Ramazan Orucunu Mazeretsiz Olarak Terk eden Kişinin Hükmü :

İslam dininde mazeretsiz hiçbir ibadet terk edilemez. Ramazan orucu da bunlardan bir tanesidir. Mazeretler oluşmadığı müddetçe oruç terk edilemez.

Ramazan ayının orucu İslâm'ın rükünlerinden ve dinin zorunlu farzlarından biri olduğu İçin onun farziyetini inkâr eden kâfir olur. Mürtet bir kişi olarak tövbeye davet edilir. Eğer tövbe ederse tövbesi ka­bul edilir. Tövbe etmediği takdirde öldürülür. Eğer kişi İslâm'a yeni girmiş veya âlimlerden uzak bir memlekette doğup büyümüş ise öldürülmez. Fakat orucu özürsüz olarak terk eden kişi, orucun farziyetini inkâr etmi­yorsa ve 'Ben orucun farz olduğuna inanıyorum, fakat oruç tutmu­yorum' diyorsa, o kişi fasıktır, kâfir değildir. Böyle bir kişinin, hapsedilip yemekten ve içmekten menedilmesi vaciptir. Böylece zahiren de olsa oruç tutmuş sayılır.

  Mevlam müstakim yol üzerinde dimdik yürüyenlerden eylesin. Salimen ramazan orucunu bitirmemiz için dayanma gücü ve kuvvet versin.Bu mübarek ayı fırsat bilip her dakikasını Allah'ın memnun olacağı hareketleri ve muameleleri yapmamızı nasip etsin.Ve bizleri Cehennem ateşinden muhafaza etsin. AMİN

AYETİ KERİME:

"Gerçek şu ki; Allah’ın hükmüne kayıtsız şartsız teslim olup esenliğe ulaşan erkekler ve kadınlar, Allah’a ve âhiret gününe yürekten inanan erkekler ve kadınlar, bu imanın gereği olarak, Rab’lerine gönülden boyun eğen erkekler ve kadınlar, her zaman doğruyu söyleyen, verdikleri söze bağlı kalan erkekler ve kadınlar, bu yolda başlarına gelebilecek belâ ve sıkıntılar karşısında sabreden erkekler ve kadınlar, Allah’a içtenlikle saygı duyan alçakgönüllü erkekler ve kadınlar, gerektiğinde servetini İslâm’ın yücelmesi uğrunda seve seve harcayabilen, yardıma muhtaç kimselere yardım eli uzatan erkekler ve kadınlar, oruç tutarak kendilerine hâkim olmasını bilen erkekler ve kadınlar, iffet ve namuslarını titizlikle koruyan erkekler ve kadınlar ve Allah’ı sürekli yüreklerinde hissederek anan, O’na kulluğu gündemde tutan erkekler ve kadınlar var ya; işte Allah onlara, günahlarını bağışlama sözü vermiş ve onlar için cennette büyük bir mükâfât hazırlamıştır. İşte bunun içindir ki:

"Allah ve dolayısıyla, O’nun emirlerini sizlere ulaştıran Elçisi herhangi bir konuda kesin ve bağlayıcı bir hüküm vermişse, artık inanan bir erkek ve kadının, kendi görüşüne dayanarak aksi yönde bir tercihte bulunması kesinlikle söz konusu olamaz! Şunu iyi bilin ki, her kim kendisinde böyle bir hak görerek Allah’a ve Elçisine başkaldıracak olursa, muhakkak apaçık bir sapıklığa düşmüş demektir! (Ahzab:3536)

HADİSİ ŞERİFLER:

"Ebû Hureyre(ra)'den: Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Ramazan geldiği zamân cennet kapıları açılır" buyurdu.

"Ebû Hureyre ra'den: Resûlullah (Sav) şöyle buyurdu: "Ramazân ayı girdiği zaman gök kapıları açılır ve cehennem kapıları kapatılır, şeytânlar da zincirlenir"

"İbn Abbâs (ra) şöyle demiştir: Peygamber (sav) hayırda insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu zaman da ramazânda Cibril'in kendisine çokça kavuştuğu zamandadır. Cibril aleyhi's-selâm ramazânın her gecesinde O'nunla buluşur, gündüz geceden sıyrılıp çıkıncaya kadar -veya ramazan ayı çıkıncaya kadar- Peygamber Kur'-ân'ı ona arz ederdi. Cibril, Peygamber'e kavuştuğu zaman da Peygamber hayırda, eserken maniaya uğramayan rüzgârdan daha cömert olurdu" diye buyurmaktadır.

DUALAR:

"Allah’ım! Ümmetimin idarecilerinden Halka zorluk çıkaranların işlerini zorlaştır. Onlara iyi davranıp işlerinde kolaylık gösterenlerin de işlerini kolaylaştır."11.

"Allah’ım! Beni öyle kimselerden kıl ki, iyi amel ve güzel işler yaptıklarında sevinir hoşlanırlar, kötülük yaptıklarında da hatalarına tövbe eder,günahlarının bağışlanmasını dilerler". 9.

"Allah’ım! Beni bağışla, beni esirge, beni en yüce makamda olan yoldaşa(sana) kavuştur."

"Allah’ım! Bizden istediklerini ancak Senin yardımınla yapabiliriz. Allah’ım bize, bizden razı olacağın işleri yaptır."

HZ ALİ RA:

Hamd ederim Allah'a, nimetini tamamlamak için; yüceliğine uymak için: O'na isyân etmekten kurtulmak için; O'ndan yardım dilerim yokluktan, yoksulluktan kurtulmak için. Gerçekten de O, doğru yola sevk ettiğini saptırmaz, ona karşı düşmanlıkta bulunanı da kurtarmaz, ihtiyaçtan kurtardığı kişi yoksul olmaz. O'na hamdetmek, tartılıp ağır gelen her şeyden daha ağırdır gerçekten; üstündür saklanıp korunan değerli şeylerden.

Bilirim, bildiririm ki Allah'tan başka yoktur tapacak; ortağı yoktur, birdir ancak. Bu biliş, bildiriş, sınanmış olarak candandır, gönülden; inancı hâlistir, özden. Sağ kaldıkça ona yapışır, sarılırız; uğradığımız korkulardan onunla aman buluruz. Bu inançtır îmân için gerekli olan, lütfe, ihsana başlangıç bulunan; Rahmân'ın razılığını sağlayan; şeytanı sürüp kovan.

ÜSTAD BEDİUZZAMAN: Ramazanı Şerifin pek çok hikmetlerinden bir tanesi daha.

**İkinci Nükte: Ramazan-ı Mübareğin savmı, Cenab-ı Hakk’ın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Birinci Söz’de denildiği gibi, bir padişahın matbahından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiat ister. Tablacıya bahşiş verildiği halde, çok kıymettar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in’am edeni tanımamak nihayet derecede bir belâhet olduğu gibi, Cenab-ı Hak hadsiz enva’-ı nimetini nev’-i beşere zemin yüzünde neşretmiş. Ona mukabil, o nimetlerin fiatı olarak, şükür istiyor. O nimetlerin zahirî esbabı ve ashabı, tablacı hükmündedirler. O tablacılara bir fiat veriyoruz, onlara minnettar oluyoruz; hatta müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz. Halbuki Mün’im-i Hakikî, o esbaptan hadsiz derecede o nimet vasıtasıyla şükre lâyıktır. İşte ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.

NECİP FAZIL KISAKÜREK:

*Kadın; Hristiyanlıkta yol kesici bir engel, islamda ise yol açıcı bir  kanattır. 

*Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı
  Elindeyse beyazdan,
gel de sıyır beyazı

 


 

 

 

 

Etiketler:
Sende Yorumla...