HER YIL YÜZLERCE KADIN, ERKEK ŞİDDETİNE MARUZ BIRAKILIYOR
Yukarı
Advert

HER YIL YÜZLERCE KADIN, ERKEK ŞİDDETİNE MARUZ BIRAKILIYOR

HER YIL YÜZLERCE KADIN, ERKEK ŞİDDETİNE MARUZ BIRAKILIYOR
Bu içerik 1592 kez okundu.

Batman Barosu Kadın Hakları Merkez Başkanı Av. Neşe İskenderoğlu Erpolat, şiddete maruz kalan kadınların hukuken yapması gerekenleri ve Ülke genelinde yaşanan kadın cinayetleri ile ilgili Batman Pusula Gazetesinin sorularını yanıtladı.

 

SİZCE ŞİDDETİN TEMEL KAYNAĞI NEDİR?

Şiddetin temel kaynağını bir kaç başlıkta ele almak mümkün. Kadına şiddet ve cinayetin sosyolojik, psikolojik, ekonomik gerekçeleri elbette var.  Hukuki önlemler alınabilir ama asıl sorun Zihinsel değişime ihtiyaç var. Aksi halde cinayeti şiddeti konuşmaya devam ederiz. Kamu vicdanını rahatsız eden, insanın insan olma vasfına aykırı cinayetlerle karşı karşıya kalırız. Bu ülkede erkek arkadaşı ile konuştu diye öldürülen,

Tecavüze uğradı diye Batman çayında öldürülen

Kızının kemiklerini sağlam kemik bırakmayarak döven

Bu ülkede eline halat verip “kendini öldüreceksin ”yâda “biz seni öldüreceğiz ”diyen aileler var.

Hala intihar gibi gözüken dosyalar var

Bu ülkede güldü diye

Sokakta gezdi diye dövülen, öldürülen, asılan kadınlar var.

O vahşi, o cani adam tarafından Emine Bulut boğazı kesilerek katledildi.10 yaşında ki kızına “ölmek istemiyorum ”dedi. o küçük kız “anne lütfen ölme” diye ağladı. Bu nasıl bir patolojik bir ruh halidir ki o çocuğun yarınları, geleceği, fiziksel ve ahlaki gelişimi göz önüne alınmadan eski eşini çocuğunun annesini hunharca katleden bir anlayış var. İşte zihinsel değişim yaşanmadıkça bu ülkede bu anlayış toplumsal hayatta karşımıza çıkmaya devam eder.

Artık ben bu şiddetti yaşamak istemiyorum. Bunu durdurmak istemiyorum demeleri ve çektiklerini ve yaşadıklarını adli sisteme taşımalarından dolayı kadına şiddet haberlerini sık duyuyoruz.

Şiddeti bir tahakküm aracı olarak kullanıyor. Mesela(çocuğunu bir daha göremezsin-boşanırsan çocuğu sana vermez mahkeme -ayrılırsan beni aldattığını söylerim-zarar vermekle tehdit-Beni bırakırsan seni ve aileni öldürürüm)

 

Bunun dışında Son dönemde özellikle karşımıza çıktığı üzere kazanılmış haklarımıza yönelik saldırıların ortaya çıkması ve var olan iyi yasaların ortadan kaldırılmaya çalışılması. Burada tabiki yasaların ne olduğundan ziyade, nasıl uygulandığı önemli. Örneğin, sürekli haksız tahrikve iyi hal indirimlerinden bahsediyoruz. bu indirimlerin, kadına yönelik şiddet ve çocuk davalarında uygulanmaması gerektiğini savunuyoruz..Çünkü bu tür davalarda haksız tahrik, iyi hal indiriminden yararlanarak cezaları düşürülünce Bu da failler üzerinde cezasızlık algısı yaratıyor. Yani nasıl olsa bana bir şey olmuyor, nasıl olsa az ceza alırım diye bakıyorlar.

 

 

ŞİDDET KADER DEĞİLDİR! ŞİDDETİN BAHANESİ YOKTUR!

 Karşımıza çıkan şüpheli ölümler, yani intihar süsü verilmiş ölümler ciddi bir bahane olarak kullanılmaya başlandı. Avukatların savunma etiğine, hatta avukatlık kanununa aykırı düşecek savunmalarını görmeye başladık. Son süreçte karşımıza çıkan hemen hemen bütün şiddet dosyalarında ''intihardı, ben yapmadım'' şeklinde savunmalar var. Şiddet dosyalarında ''zaten başka biriyle mesajlaşıyordu, gece dışarı çıkmıştı, bana hakaret etmişti'' gibi savunmalar da görüyoruz. Biz her zaman şunu söylüyoruz, ''Şiddetin Bahanesi Yoktur!''.
Şiddetin artmasındaki diğer bir sebep de göz önünde bulunan kişilerin şiddeti meşrulaştıran söylemleri ve davranışları. Yani şiddeti normalleştiren bazı yargıların dile getirilmesi. Örneğin; O saatte orada dolaşmasaydı, dekolte giymeseydi tutumu, gecenin bir vakti dışarda ne işi vardı, ''erkek arkadaşının evine gitmeseydi'' gibi söylemlerle karşılaşılaşıyoruz. Bu söylemlerde sanki kadın, ataerkil bazı davranış kalıpların dışına çıkarsa şiddeti de, öldürülmeyi de hak ediyor gibi bir algı yaratıyor. Biz buna şiddeti meşrulaştırıcı söylemler diyoruz. Göz önünde bulunan kişiler bu tip söylemlerden uzak durmalı. Çünkü bu kişiler örnek alınan kişiler.. Ayrıca diğer bir sebep olarak da söyleyebilirim ki; medyanın dili de şiddetin artırılmasında çok önemli.
Bunlar güncel sorunlarımız, fakat düşünsel kökenine bakacak olursak, ataerkil zihniyet yapısı ve buna sebebiyet veren her türlü düşünce bu şiddeti temelinde etkileyen unsurlar. Bizim hedefimiz; ataerkil zihniyeti, dezavantajlı grupları ikincil gören ve onlara her türlü muameleyi hak gören zihniyeti kökeninden dönüştürmek

 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

İstanbul sözleşmesi kazanılmış bir haktır.

TC anayasının 90.maddesine göre hukukumuzun bir parçasıdır.2014 yılında imzalanmış ve ilk imzacı olduğumuz İstanbul sözleşmesi var. İstanbul sözleşmesinde yeralan maddelerin iç hukukumuzda uygulanması diğer devletler nezdinde taahhüt edilmiş ve Anayasamızın 90.maddesi ile uygulanması garanti altına alınmış çok önemli bir uluslararası sözleşmedir.

İstanbul sözleşmesi

1-Kadına yönelik şiddetin Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu

2-Kadını erkekler karşında ikincil konuma zorlandığını

3-Kadına Yönelik şiddetin insan hakları ihlali olduğunu ve Kadına karşı ayırımcılık olduğunu kabul eder. Ve

1-Kadını şiddetten korumak, şiddeti önlemek ve koğuşturmak

2-Kadın erkek eşitliğini teşvik etmek, Kadına yönelik her türlü ayırımcılığı ortadan kaldırmak ve

3-Kadınların güçlendirilmesine yönelik etkili politikalar geliştirmeyi ve uygulamayı taahhüt etmişlerdir

 

Türkiye yasa zengini bir ülke. Bu hakları öğrenmiş kadınlar haklarını kullanmak istedikleri için öldürülüyorlar. Nerelerde önlemler almalıyız diye konuşmamız gerekirken hala kadın erkek eşitliğini farklı anlayan, bu yasalar kaldırılsın feveranı ortalarda dönüyor. İstanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa kaldırılsın aileyi çökertiyor diyenler var. Buöngörüsüz, zemini boş bir konuşma, kadının birey olmasına engel konuşmalardır. Artarak giden bir şiddet var. Şiddeti önlemek için bu yasalar önemlidir. Zaten bunlar tam anlamı ile uygulanırsa şiddetin önüne geçeriz. Aile toplumun temelidir. .ama aile içinde şiddet varsa, bir istismar varsa bu kavram anlamını yitirir. Kutsallıktan çıkar..

 

ÜLKEMİZDE KADIN CİNAYETLERİNE İLİŞKİN RAKAMLAR ŞÖYLE

Rakamlar gösteriyor ki;Türkiye de her gün ortalama bir kadın cinayete kurban gidiyor.Onlarcası taciz ve Tecavüze uğruyor.Yüzlercesi Şiddet görüyor.Bir çok kadınımız halen şiddet karşısında yaşam mücadelesi veriyor. Cinsel ve ekonomik şiddet o kadar içselleştirilmiş ki şiddete uğradıklarını fark edemeyen kadınlarımız var.

Bunu her gecen gün sayısal verilerle görebiliyoruz. Kadın cinayetleri platformunun verilerine göre;

2018 yılında 440

2019 yılında 474

2020 yılının ilk 10 ayında 179 şüpheli kadın ölümü ve 231 kadın erkek şiddeti ile hayatını kaybetti. En temel insan hakkı olan yaşam hakkı ihlal edildi.

Bu rakamlar yıllar itibari ile bilinen rakamlar birde adli mercilere yansımayan kayıtlara geçmeyen binlerce kadınımız var. Yani aslına bakarsanız bu buz dağının görünene yüzü. Birçok kadın halen şiddet karşısında yaşam mücadelesi veriyor. Ne yazıkki kadınlar bu ülkede çok vahşi şeyler yaşıyor.

NAFAKA TARTIŞMALARI İÇİN NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Nafaka sadece kadın ve erkek için değil yoksullaşan taraf için uygulanıyor. Yani içinde kadını destekleyen, erkeği ötekileştiren hukuk yok, hem erkeği hem kadını savunan bir hukuk var. Nafakayı keselim kadın hayatına devam etsin deniyor. Kadının nafakaya ihtiyacı var ise yoksulluğa düşecek ise ödenmelidir. Yoksulluğa düşmesinin ana nedeni istihdamda olmayışıdır. Erken yaşta evliliktir. Çocuk doğurmuş çalışmamış, aldatılmış birde şiddet görmesidir. Boşanma davası sonucunda kaç kişi yoksulluk nafakası alıyor? Yoksulluk nafakasının miktarı ne kadar? 370 tl yoksulluk nafakasına hükmedildilen kararlar var. Kadının geçiminde 370tl sizce katkısı olur mu?

Ayrıca yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesine ilişkin yeni bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç yoktur. Mevcut düzenlemenin yeterli olduğu, yeni düzenleme yapılması halinde kadınların mağduriyetine yol açacaktır. Kaldı ki medeni kanun yoksulluk nafakasının sona erme veya kaldırılma sebeplerini tutarlı biçimde nafakanın ödeme koşullarını tek tek saymıştır.

 

ŞİDDETE MARUZ BIRAKILAN KADIN NE YAPMALI?BAŞVURMASI GEREKEN YERLERNERELERDİR?

Şiddete maruz bırakılan kadınların başvuracağı çeşitli yollar var. 6284 sayılı yasanın getirdiği sistem,3 ayaklı bir sistem önleme-koruma-cezalandırma. Şiddette karşı önleme ve koruma tedbiri almazsanız, yani başladığı an durdurmaya çalışmazsanız şiddet devam eder büyür ve kadın cinayetine kadar giden bir süreç başlar. En acil olarak, kadının beyanı esas alınarak verilen uzaklaştırma kararıdır. 6284 sayılı kanun şiddetten koruyan bir kanundur. Bu kanun kapsamında şiddete uğrayan veya şiddet uğrama tehlikesi bulunan kadınlar,çocuklar,ailebireyleri,tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve önlenmesi ile şiddeti uygulayan veya uygulama ihtimali olan kişiler hakkında şiddetin önlenmesine ilişkin tedbirleri kapsar. Koruyucu ve Önleyici tedbirler tek  tek sayılmıştır.

Mülki amirin vereceği koruyucu ve önleyici tedbirler

Hakim tarafından verilecek Koruyucu tedbirler

Hakim tarafından verilecek önleyici tedbirler

 

 6284 sayılı yasa gereği bu önlem alınabilir. Şiddete maruz kalan kadın maruz kaldığında veya risk altında iken en yakın karakola, kaymakamlığa ya da adliyeye gitmek yeterlidir. Bununla birlikte savcılığa şikâyette bulunabilirler. Ancak gidebilecek durumda değilse bile Alo 155, Alo 156 kolluk ihbar hatlarına, yine aynı şekilde yedi gün yirmi dört saat ücretsiz hizmet esasıyla çalışan Alo 183 Sosyal Destek Hizmet Hattı’na ihbar ve şikâyette bulunabilir. Burada şiddete maruz kalan tarafın başvurması zorunlu değildir. Kanuna göre kişinin şiddete uğraması veya şiddete uğrama tehlikesi bulunması halinde herkes durumu yazılı, sözlü veya başka bir suretle ilgili makam ve mercilere ihbar edebilir. Şiddet veya şiddete uğrama tehlikesinden haberdar olan kamu kurum ve kuruluşları durumu derhal şikâyet mercilerine bildirmek zorundadır.   Ayrıca kadın örgütleriyle de irtibata geçebilirler. Kadın örgütlerinin bu anlamda çok önemli bir yeri var; avukatlarıyla irtibata geçiriyorlar ve sosyal medyada büyük kamuoyu yaratıyorlar. Avukat bakımından eğer maddi güçleri yoksa adli yardım mekanizmasından yararlanabilirler. Baroların adli yardım hizmeti var, bundan yararlanmak istediklerini belirterek barolara da başvurabilirler.
Son olarak; eğer  hayati tehlike içindelerse ve maddi durumları yetersizse sığınma evlerinden destek alabilirler.

 

KOLLUK VE MAHKEME NE TÜR TEDBİRLER ALIR?

Kolluk kendisine yapılan ihbar ve şikâyet üzerine genel hükümler doğrultusunda gerekli gözaltı gibi önleyici ve koruma altına alma gibi koruyucu işlemleri yapar. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanun kapsamında almış olduğu koruyucu ve önleyici tedbirleri onaylanmak üzere tedbirin niteliğine göre mülki amire veya hakime sunar. Kolluk kendisine intikal eden her olay hakkında gecikmeksizin şiddet önleme ve izleme merkezine bilgi verir. 
ŞÖNİM( Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi), şiddetin önlenmesiyle koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin bir biçimde uygulanmasına yönelik danışmanlık, rehberlik, yönlendirme ve izleme hizmetlerinin verdiği tercihen kadın personelin istihdam edildiği yedi gün yirmi dört saat esasına göre çalışan bir merkezdir.
Mülki amir tarafından şiddete maruz kalan veya şiddet tehlikesi altında bulunan kişi hakkında gerekirse çocuklarıyla beraber uygun barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım yapılması, psikolojik, meslek, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi, hayati tehlikesi bulunması halinde geçici koruma altına alınması gibi tedbirler uygulanabilir.
Hakim tarafından şiddete uygulayan kişinin derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi, velayet altındaki çocukla hiçbir şekilde kişisel ilişki tesis edilmemesi ve çocuklara yaklaşılmaması, korunan kişinin hiçbir surette rahatsız edilmemesi, bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahların kolluğa teslim edilmesi hatta kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle kendisine zimmet edilen silahı kuruma teslim etmesi, şiddet uygulayanın alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı olması halinde hastaneye yatmak dahil muayene ve tedavisinin sağlanması gibi koruyucu ve önleyici tedbirlere karar verebilir. 
Gerekli bulunması halinde tedbir kararıyla birlikte korunan kişinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri, adresleri tüm resmi kayıtlarda gizli tutulur. Ayrıca bu bilgileri hukuka aykırı olarak ifşa eden, başkasına veren veya açıklayan kişi hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca cezaya hüküm olunur.

 

TEDBİR KARARI VERİLDİĞİNDE KİŞİ BUNU NASIL İSPAT EDER?

Delil ve Belge aranmaz.

Tedbir kararı il defasında en çok 6 ay için verilebilir.

Şiddet veya şiddet tehlikesi devam ederse resen korunan kişinin yada kolluk görevlilerinin talep üzerine tedbir süresini,şeklini,kaldırılmasını,aynen devam etmesine karar verebilir.

 

TEDBİR KARARINA AYKIRILIK HALİNDE NE OLUR?.

Önleyici ve koruyucu Tedbir kararlarına aykırılık halinde ilkinde hâkim 3 günden 10 güne kadar, ikinci kez 15-30 gün. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi 6 ayı geçemez.

 

ŞİDDETİ ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Kadına yönelik şiddet çok boyutlu, köklü ve yapısal bir sorun. Bu nedenle şiddetti önlemenin tek bir formülü yok maalesef. Genel olarak şunları söyleyebiliriz. Kadınlarla erkekler arasında hukuki ve fiili eşitliği saplamak şiddeti önlemede anahtar bir unsur.

1- Toplumsal cinsiyet ayrımcılığını oluşturan davranış kodlarının erken yaşlardan itibaren oluştuğunu kabul edersek yetkili kurumların ilk kademeden başlayarak tüm yaygın ve örgün eğitim müfredatına toplumsal cinsiyet ayrımcılığı içeren ifadelerden arındırılması ve müfredata kadına yönelik şiddete ilişkin kadınların insan hakları ve güçlendirilmesi odaklı bir anlayışla dersler koyması gerekmektedir.
Toplumsal cinsiyet eşitliğini ve şiddeti ortadan kaldıracak kapsamlı politikalar üretilmelidir.

2-yasaların uygulanması noktasında yaşanan sıkıntılar için gerekli önlemlerin alınması gerekir.

3-kadınlar bilim dünyasında desteklenmelidir.

4-yargı, yürütme, yasama erklerinde kadın temsiliyet kotasını %50’ye çıkarmalıdır.

5-Kadının toplumsal hayatta rolünü güçlendirmelidir.

6-Kadınların eğitime ulaşmasını sağlanmalıdır.

7-Erken yaşta evliliğin önü kesilmelidir.

8-Çalışan kadınlar için kreş açılmalıdır.

Sorunlar ortada aslında bunların uygulamaya geçirilmesi gerekir.

 

ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARA BATMAN BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ OLARAK   NASIL BİR DESTEK SUNUYORSUNUZ?

-Biz kadın Hakları alanında çalışan avukat arkadaşlarımızla beraber şiddete maruz kalan veya kalma tehdidi yaşayan kadınlara hukuki destek sunuyoruz.

-Kadınların aile hukuku sorunlarına aile içi şiddette dahil olmak üzere hukuki çözüm aramak amacıyla kadınlara destek olabilmek için  Batman Barosu adli yardım birimi ve şönim ile koordineli çalışmalar yürütüyoruz.

-Hukuki hakları ve bu konuda nereye başvuracaklarını bilmeyen kadınlara yönelik “yasal haklar eğitimleri” veriyoruz.

-Bu kapsam ve amaç çerçevesinde

Kadın Kuruluşları

Çeşitli STK’lar

Şönim vb kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde çalışıyoruz.

-Kamuoyunu yasal haklar konusunda yazılı medya kullanılarak panel,seminer,basın açıklaması ve benzeri etkinlikler yapıyoruz.

-Kamuoyunu çeşitli broşür,kitapçık,afişlerle bilgilendirme çalışmalara yapıyoruz.

 

SON OLARAK VERMEK İSTEDİĞİNİZ BİR MESAJ VAR MI?

6284 sayılı kanun her türlü şiddeti ve herkesi koruyor. Ama kadınlar bu kanundan nasıl yararlanacaklarını bilmiyor. Toplumsal bilinç eksikliği var. Şiddet gören Kadınlarımız ilk seferde nevisi,niteliği,boyutu ne olursa olsun hak arama özgürlüğünü kullansın,Aile mahkemesine giderek tedbir kararlarını alsın.Hiç bir harç ve yargılama masrafı ödemiyorlar.

En yakın karakol ve  kolluğa giderek şikayetçi olsun ki çünkü kadına şiddet takibi şikayetten bağımsız bir suçtur.Bir kamu davasıdır.Şikayetten vazgeçilse bile soruşturma yürür.

Kadınların öldürülmediği,şiddete uğramadığı,taciz ve tecavüze maruz kalmadığı ayırımcılığa tabi tutulmadığı ve sömürülmediği daha güzel bir dünya istiyoruz.

Etiketler:
Sende Yorumla...