TÜRKİYE’DEKİ SÖZLEŞMELER AİLEYİ İFSAT EDİYOR
Yukarı

TÜRKİYE’DEKİ SÖZLEŞMELER AİLEYİ İFSAT EDİYOR

TÜRKİYE’DEKİ SÖZLEŞMELER AİLEYİ İFSAT EDİYOR
Bu içerik 130 kez okundu.

Türkiye Aile Meclisi Sözcüsü Adem Çevik, 4 Kasım 1950’de imzalanan ve 18 Mayıs 1954'de Türkiye'nin de içinde bulunduğu 47 ülkede yürürlüğe giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.  AİHS’nin 4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da kabul edildiğini, 3 Eylül 1953 tarihinde yürürlüğe girdiğini aktaran Çevik, Türkiye’nin sözleşmeyi 4 Kasım 1950 tarihinde imzaladığını, 10 Mart 1954 tarih ve 6366 sayılı kanun ile onayladığını belirtti. Avrupa Konseyi tarafından üyeliğin 18 Mayıs 1954’de yürürlük kazandığını anımsatan Çevik, Türkiye’nin 28 Ocak 1987’de AİHM’ne bireysel başvuru hakkını tanıdığını, mahkemenin zorunlu yargı yetkisini ise 28 Ocak 1990’da kabul ettiğini anlattı.

“AİHS ADALETİ DEĞİL EŞİTLİĞİ SAVUNUYOR”

Avrupa Konseyi, AİHS ve Türkiye Birleşmiş Milletler, CEDAW gibi iki temel sözleşmeyle iç hukukuna küresel etik-norm düzeninden kanun aktardığına işaret eden Çevik, şöyle devam etti: “AİHS ve İstanbul Sözleşmesi gerçekte Türkiye kadınının ve genişletilmiş kadın figürlerin erkek kimliğinin davranışlarını gözleme, denetleme, engelleme ve cezalandırma kolluğuna dönüştürülmesini hedeflemektedir. Dolayısıyla bu figürle mücadele, etiğe karşı ahlâk esaslı bir aile modeli teklif etmek ve yaşamak olabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi adaleti değil eşitliği savunuyor. AİHS’nin Türkiye’ye taşıdığı kavram eşitlik ve ayrımcılık yasağıdır. Bu kavram cinsiyetsizliği ifade etmektedir.”

“KADINA POZİTİF AYRIMCILIK YAPILMAKTA”

Anayasadaki İstanbul Sözleşmesinin aileyi ifsat ettiğine vurgu yapan Çevik, “AİHS’inin getirdiği bu iki kavram (eşitlik, ayrımcılık yasağı) TC. Anayasası’nda da düzenlenmiştir. Madde 10: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Madde 41: Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Görüleceği üzere aileyi ifsat eden sözleşmelerden İstanbul Sözleşmesi’nin 4/4. maddesinde ‘kadınlar lehine alınacak her türlü tedbirin ayrımcılık sayılmayacağı hükmünün düzenlendiği, bu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu’ iddia bile edilememektedir. Millet iradesinin tecelligahı meclisimiz TBMM AİHS, CEDAW, İstanbul Sözleşmesi dayatmalarına göre anayasa ve yasalar yapılmaktadır. Nitekim TC. Anayasasının 10. maddesi ‘kadına pozitif ayrımcılığın ayrımcılık olmadığını’ düzenlemekte, anayasanın 41. maddesi kadın, erkek arasında eşitliği koruyucu bir ‘evlilik düzeni’ getirerek kadına pozitif ayrımcılık yapmaktadır.” dedi.(İlkha)

Etiketler:
Sende Yorumla...